ben bu şartlanmalardan hiç hoşlanmıyorum.. yani hayatımda ne istesem mutlaka bir şarta bağlı: bunun için önce şu şu etapları geçmen gerek vs vs
hayatım iyice bilgisayar oyununa bağladı..
app store'da bir apdeyti falan olsa parası neyse vericem bir üst yazılıma geçicem artık..
mesela ben 6 ay ücretli izin istiyorum.. 6 ay işe gelmiyim ama maaşım da yatsın.. ama yok alamıyorum.. neden??
çünkü bunun için çocuk doğurmam gerekiomuş!!!!
şok şok şok şok!!!!
yaa bi dk, bir kız çocuğu olarak dünyaya geldiğim gün kazandığım bazı imtiyazlardan biri diil mi bu yaa??
ben süt izni almak için, doğum izni almak için ille de doğurmam mı lazım anlamıyorum ki??
ayrıca da sürekli nörd gibi çalışırsam bir koca bulmam ve bunları hayata geçirmem nası mümkün olucak??
o zaman bırakın bari 3 günlük evlilik iznimi alıp sıcak denizlere falan iniyim orda da belki şahane makarna pişiren, üzüm bağları arasında büyümüş ve şarabı 1 kilometreden tanıyan toskanalı bi gençle falan tanışırım..
çalışma ve sağlık bakanlığı bu konuyla ilgili bir şeyler yapabilir mi acil lütfen??
teşekkürler..
çalışma ve sağlık bakanı bana bu tariflere uyan birini tanıştırırsa çok kral bi hayatım olur ama söyliyim, paso şarap, paso üzüm.. ikisini de çok severim, hayatımın kombosu olur..
sonra tatillerde, bağbozumlarında arkadaşlarımı çağırır onları bağ evimde ağırlarım..
ferzan özpetek filmlerindeki gibi avlumuzdaki büyük masada sınırsız kırmızı şarap ve napoliten makarnalarımızı yer, içer, güleriz..sonra arada yediklerimizi yakalım diye gidip 2 satır üzüm ezeriz, sonra gelip yine 2'şer tabak makarna, 1'er lt şarap daha içeriz falan..
bu arada da italyanca şakalar, uzata uzata konuşmalar falan havalarda uçuşuyo..
ooff çok canım çekti..
henüz en akıcı söyleyebildiğim italyanca sözcük cinque cento olduğundan derdimi çok net anlatamayabilirim ama biraz çalışmayla üçyüz-beşyüz, üçyüz-beşyüz, üçyüz-beşyüz,üçyüz-beşyüz dansını italyanca yapabilirim belki..
sonuçta henüz bir şey söylemek için de erken tabi..
çocuklar kendi aralarında konuşup anlaşmışlar..
açlıktan sinirlerim mi bozuldu acaba benim??
uyuyim ben biraz en iyisi..
iyi gecemler..
MyMüjjjj
22 Mart 2012 Perşembe
21 Mart 2012 Çarşamba
out of office nedir?? neden vardır??
bazen olur ya işimiz olur ya da hasta oluruz ve işe gidemeyiz..
ve işyerinde de, bize mail atan insanlar bizden kuvvetle muhtemel cevap alamayacaklarını anlasınlar diye outlook'un mucize programı "out of office" kurarız..
peki bu "out of office" nedir?? neden vardır??
çok primitif bir ingilizceyle konsepti biraz açalım hadi..
OUT=ilk akla gelen/algıda yarattığı ilk anlam olarak dış, bir şeyin dışta olması, yani içte olmaması gibi olgularla ilintili olsa gerek..
OFFICE=çok da uzun düşünmeye gerek olmadan, tıpkı dilimizde (yani türkçede) olduğu gibi ofis anlamına geldiği tahmin edilmektedir..
OF=preposition bilgileriniz çok kuvvetli olmak zorunda değil.. dolayısıyla bunu çevirmeye bile gerek duymadan elimizdeki malzemelerle bir anlam yakalamaya çalışalım bakalım..
buradan hareketle de şu sonuca ulaşabiliriz:
OUT - OFFICE??
DIŞ-OFİS??
yani; ofis dışında olmak, ofisin içinde olmamak, ofisin dışında bi yerde ama nerde gibi anlamlar çıkarabiliriz..
ve hikayenin kalbi olan en önemli kısma geldik..
peki mail attığımız birinden bize anında "out of office" diye cevap geldiğinde, buradan çıkarmamız gereken mesaj nedir??
"kendisi şu anda ofis dışında bir yerde olduğundan lesi size cevap veremeyebilir"
böyle bir durumda yapılması ve yapılmaması gereken davranış modeli nedir??
"out of office" mesajında alternatif olarak iletişim kurulması istenen kişiye ulaşılabilir ya da konu o kadar acil değilse "out of office" mesajı gelmiş kişiye "ama acil geri dönüşünüzü bekliyoruz" diye mesajlar atılmaya devam edilmemesi tercih edilir.. zira olmayan bir insandan acil ne isterseniz isteyin zaten olmadığından nafile bir çaba olabilir bu..
işte böyle sevgili okurlar, kurumsal hayatın sevgili mezeleri..
herkese bol terfi, prim, para, şan, şöhret diliyorum..
MyMüjjjj
ve işyerinde de, bize mail atan insanlar bizden kuvvetle muhtemel cevap alamayacaklarını anlasınlar diye outlook'un mucize programı "out of office" kurarız..
peki bu "out of office" nedir?? neden vardır??
çok primitif bir ingilizceyle konsepti biraz açalım hadi..
OUT=ilk akla gelen/algıda yarattığı ilk anlam olarak dış, bir şeyin dışta olması, yani içte olmaması gibi olgularla ilintili olsa gerek..
OFFICE=çok da uzun düşünmeye gerek olmadan, tıpkı dilimizde (yani türkçede) olduğu gibi ofis anlamına geldiği tahmin edilmektedir..
OF=preposition bilgileriniz çok kuvvetli olmak zorunda değil.. dolayısıyla bunu çevirmeye bile gerek duymadan elimizdeki malzemelerle bir anlam yakalamaya çalışalım bakalım..
buradan hareketle de şu sonuca ulaşabiliriz:
OUT - OFFICE??
DIŞ-OFİS??
yani; ofis dışında olmak, ofisin içinde olmamak, ofisin dışında bi yerde ama nerde gibi anlamlar çıkarabiliriz..
ve hikayenin kalbi olan en önemli kısma geldik..
peki mail attığımız birinden bize anında "out of office" diye cevap geldiğinde, buradan çıkarmamız gereken mesaj nedir??
"kendisi şu anda ofis dışında bir yerde olduğundan lesi size cevap veremeyebilir"
böyle bir durumda yapılması ve yapılmaması gereken davranış modeli nedir??
"out of office" mesajında alternatif olarak iletişim kurulması istenen kişiye ulaşılabilir ya da konu o kadar acil değilse "out of office" mesajı gelmiş kişiye "ama acil geri dönüşünüzü bekliyoruz" diye mesajlar atılmaya devam edilmemesi tercih edilir.. zira olmayan bir insandan acil ne isterseniz isteyin zaten olmadığından nafile bir çaba olabilir bu..
işte böyle sevgili okurlar, kurumsal hayatın sevgili mezeleri..
herkese bol terfi, prim, para, şan, şöhret diliyorum..
MyMüjjjj
13 Mart 2012 Salı
buna da ne başlık taksan olmuyo..
sevgili okurlar,
sizlerden aldığım yine metrelerce okuyucu fakslarına çok teşekkür ederim, size öpücüklerimi gönderiyorum, eöeöeö hangi kameradayım?!?!
keşke ben de sabah şekeri olsaydım, kimbilir ne tatlı olurdum, sabah sabah zaten genellikle gergin olurum, gelene gider, gidene gider yapmak suretiyle bütün negatif enerjimden arınırdım canlarım..
ama işte ne demişler - everything happens for a reason so what can i do sometimes..
türkçe meali de, olmayınca olmuyor işte..
o diil de çok fena grip oldum yine..
2012'deyiz, iphone çıktı, ipad çıktı, teknoloji falan uçuyoruz ama hala insanlık gribin pençesinde.. bunun hesabını kim vericek??
uzakdoğu'da herşeyin başı sağlık felsefesi yok mu acaba?? bu cüce adamlar o yüzden mi paso teknolojiye abanıyo??
olabilir mi lan öyle bişey??
birimiz gidip söylesek mi acaba, dokunmatik çalışmalarınıza biraz ara verip insanlığı gripten kurtaracak bir aşı modeli üzerine çalışabilir misiniz diye??
benim japoncam biraz zayıf ama isterseniz fatih terim ingilizcesiyle derdimizi anlatabilirim..
bana haber verin, ona göre kanfrıns kol için inviteyşın atiyim..
sizlerden aldığım yine metrelerce okuyucu fakslarına çok teşekkür ederim, size öpücüklerimi gönderiyorum, eöeöeö hangi kameradayım?!?!
keşke ben de sabah şekeri olsaydım, kimbilir ne tatlı olurdum, sabah sabah zaten genellikle gergin olurum, gelene gider, gidene gider yapmak suretiyle bütün negatif enerjimden arınırdım canlarım..
ama işte ne demişler - everything happens for a reason so what can i do sometimes..
türkçe meali de, olmayınca olmuyor işte..
o diil de çok fena grip oldum yine..
2012'deyiz, iphone çıktı, ipad çıktı, teknoloji falan uçuyoruz ama hala insanlık gribin pençesinde.. bunun hesabını kim vericek??
uzakdoğu'da herşeyin başı sağlık felsefesi yok mu acaba?? bu cüce adamlar o yüzden mi paso teknolojiye abanıyo??
olabilir mi lan öyle bişey??
birimiz gidip söylesek mi acaba, dokunmatik çalışmalarınıza biraz ara verip insanlığı gripten kurtaracak bir aşı modeli üzerine çalışabilir misiniz diye??
benim japoncam biraz zayıf ama isterseniz fatih terim ingilizcesiyle derdimizi anlatabilirim..
bana haber verin, ona göre kanfrıns kol için inviteyşın atiyim..
5 Mart 2012 Pazartesi
tansiyonlu kadınlar!!
bazı kızların sürekli gergin, sürekli barut halinde olmasına dayanamıyorum..
çok ciddiyim..
zaten zayıf bir bağışıklık sistemim var, bu kızlar ortamı gerdiklerinde bütün neşem-yaşama sevincim yok oluyo, mideme ağrılar ve bulantılar girio..
mesela en tipik örnek konser gerginleri..
konser ortamı yapısı gereği sıkışık, kalabalık bir olaydır ve bu olayda da insanlarla dirsek temasında olmak o konser biletini alırken default kabul ettiğimiz bir gelişimdir..
minicik bir konser alanında 2500 kişiyle konser izlemek böyle bir şeydir ve kimsenin size değmemesi/çarpmaması gibi bir durum söz konusu değildir; zira fizik kurallarına aykırı..
tabi eğer izleyici kitlesinin maddenin gaz halinde olduğu bir konser izlemiyorsanız...
bunu kafamızda bir netleyelim bayanlar..
burada bayanlar diyorum çünkü konserde çantam çarptığı için bugüne kadar bana "yaa uuaff çarpmasanııaa" diyen erkek hiç olmadı..
bir tek siz konserde tırnaklarınızı çıkarıp tıslıyosunuz!!
sıkış tepiş bir konser ortamında size "çarptığı" için insanları/kadınları itip kakmak inanılmaz antipatik ve çağ dışı bir davranış modelidir..
konser ortamı bu, dirsek dirseğe olmak zorundasın sevgili kabuk prenses, kabul et bunu..
kimse bana değmesin, rahat rahat müziğimi dinliyim diyorsan da adres çok basit: torrent!!
böylece ne kimse sana değiyor, ne de sen antipatikliğinle kimseyi kadından soğutmuyorsun..
önümüzde çetin bir kings of convenience konseri var, umarım bu konser için birkaç gencimizi kurtarabilmişimdir..
sanatın ve sanatçının dostu,
MyMüjjjj
(sanatçı dediysem hipster'lar dahil değil ama)
çok ciddiyim..
zaten zayıf bir bağışıklık sistemim var, bu kızlar ortamı gerdiklerinde bütün neşem-yaşama sevincim yok oluyo, mideme ağrılar ve bulantılar girio..
mesela en tipik örnek konser gerginleri..
konser ortamı yapısı gereği sıkışık, kalabalık bir olaydır ve bu olayda da insanlarla dirsek temasında olmak o konser biletini alırken default kabul ettiğimiz bir gelişimdir..
minicik bir konser alanında 2500 kişiyle konser izlemek böyle bir şeydir ve kimsenin size değmemesi/çarpmaması gibi bir durum söz konusu değildir; zira fizik kurallarına aykırı..
tabi eğer izleyici kitlesinin maddenin gaz halinde olduğu bir konser izlemiyorsanız...
bunu kafamızda bir netleyelim bayanlar..
burada bayanlar diyorum çünkü konserde çantam çarptığı için bugüne kadar bana "yaa uuaff çarpmasanııaa" diyen erkek hiç olmadı..
bir tek siz konserde tırnaklarınızı çıkarıp tıslıyosunuz!!
sıkış tepiş bir konser ortamında size "çarptığı" için insanları/kadınları itip kakmak inanılmaz antipatik ve çağ dışı bir davranış modelidir..
konser ortamı bu, dirsek dirseğe olmak zorundasın sevgili kabuk prenses, kabul et bunu..
kimse bana değmesin, rahat rahat müziğimi dinliyim diyorsan da adres çok basit: torrent!!
böylece ne kimse sana değiyor, ne de sen antipatikliğinle kimseyi kadından soğutmuyorsun..
önümüzde çetin bir kings of convenience konseri var, umarım bu konser için birkaç gencimizi kurtarabilmişimdir..
sanatın ve sanatçının dostu,
MyMüjjjj
(sanatçı dediysem hipster'lar dahil değil ama)
nezaket ne zaman eski moda oldu??
ben kadın-erkek ilişkilerinde biraz eski kafalıyım ve bunda da pek sakınca görmüyorum aslında..
çünkü zaten herşey ışık hızında gelişip değişirken hiç değilse en insani duygularımız biraz yavaş yavaş gitse, zamanın tadını çıkarsa iyi olabilir..
beyler bu yazımda bana biraz kızabilirsiniz ama kızmadan önce bir özeleştiri de yapıverin lütfen..
bugüne kadar saçmalayan kız arkadaşlarınızı yerden yere vurdum, uyuz olduğumuz kız tripleriyle gönlümüzce dalgalar geçtik, şakalar komiklikler yaptık..
ancak takdir edersiniz ki sizin de diğer canlı, cansız, metal ve ametallerden pek farkınız yok ve size de uyuz olduğum zaman söylemek benim en doğal hakkım..
hep kadınları eleştiricek diilim tabiki..
hemen hızlı bir giriş yapmam gerekirse;
beyler yaa zaman geçtikçe daha da ayıya bağlıyosunuz söyliyim!!
hmm biraz sert mi oldu acaba??
tamam biraz daha yuvarlak bir girişle baştan alıyorum:
beyler ya şurda biz bizeyiz, açık açık konuşalım.. bana gerçeği söyleyebilirsiniz, söz aramızda kalıcak..
size kim "artık nezaket kurallarının modası geçti" dedi??
ya da gelip de kim "siz erkekler fasülye gibi nimettensiniz arkadaşlar, coşun coşabildiğiniz kadar" dedi??
nolur bana bi söyleyin kim olduğunu yaa..
söz veriyorum bişi yapmicam?!?!
gençler, yıl 2012 olabilir ancak nezaket kuralları hala baki!!
o kadın-erkek eşittir falan hikayesini kadınlardan önce benimsemişsiniz.
ama ben söyliyim size, öyle bişey yok, olamaz zaten, anatomilerimiz tamamen farklı..
dolayısıyla biz sizin kankanız diiliz!!
küçükken size babanız "olum kızlara karşı nazik olman gerekir" falan demedi mi?? ya da ilkokulda sınıf öğretmeniniz "kızların saçı çekilmez" falan demedi mi??
o zaman ben söyliyim:
kızların saçı çekilmez..
kızlara karşı daha nazik olunur..
kızlara karşı ohaaaa, çüşşşş, yuhhhh gibi ünlemler kullanmak ayıptır..
bir kızla date ediyorsanız hala onu evden alıp yemeğe davet etmek günümüzde geçerli bir davranış modelidir..
bugüne kadar çiçek aldığı için ölen kadın olmadı, tek çiçekle evleneceğini sanan hiç olmadı..
belki şok olucaksınız ama hala kızlardan önce kapıdan geçilmez ve kızlara yol verilir kuralları da geçerli.. ne kadar garip değil mi ??
hayat işte.. bir gün olmasın ki insan yepyeni bir şey öğrenmesin?!?!
yani uzun lafın kısası yıl 2012 ama hala 1950 nezaket kuralları geçerli beyler..
bu arada amacım sizi yerden yere vurmak falan değil tabiki, aynı şekilde bayanlar olarak bizim da "kadın gibi" olmamız gereken durumlar var.. ve aynı şekilde sizin de "kadın gibi" davranmayan kızlara karşı bu tavrı koyma hakkınız saklıdır..
bugüne kadar deli olduğum tipik kız triplerini yerden yere vurdum hep, dolayısıyla arada sırada sizin de nasibinizi almanızda bence sorun yok..
kadınlar olarak bizim ve erkekler olarak sizin zaman zaman ayara ihtiyacımız olabiliyor..
10.000 bakımı gibi düşünebilirsiniz bunu..
pazartesi'yi atlattığımıza göre cuma da gelir artık,
MyMüjjjj
çünkü zaten herşey ışık hızında gelişip değişirken hiç değilse en insani duygularımız biraz yavaş yavaş gitse, zamanın tadını çıkarsa iyi olabilir..
beyler bu yazımda bana biraz kızabilirsiniz ama kızmadan önce bir özeleştiri de yapıverin lütfen..
bugüne kadar saçmalayan kız arkadaşlarınızı yerden yere vurdum, uyuz olduğumuz kız tripleriyle gönlümüzce dalgalar geçtik, şakalar komiklikler yaptık..
ancak takdir edersiniz ki sizin de diğer canlı, cansız, metal ve ametallerden pek farkınız yok ve size de uyuz olduğum zaman söylemek benim en doğal hakkım..
hep kadınları eleştiricek diilim tabiki..
hemen hızlı bir giriş yapmam gerekirse;
beyler yaa zaman geçtikçe daha da ayıya bağlıyosunuz söyliyim!!
hmm biraz sert mi oldu acaba??
tamam biraz daha yuvarlak bir girişle baştan alıyorum:
beyler ya şurda biz bizeyiz, açık açık konuşalım.. bana gerçeği söyleyebilirsiniz, söz aramızda kalıcak..
size kim "artık nezaket kurallarının modası geçti" dedi??
ya da gelip de kim "siz erkekler fasülye gibi nimettensiniz arkadaşlar, coşun coşabildiğiniz kadar" dedi??
nolur bana bi söyleyin kim olduğunu yaa..
söz veriyorum bişi yapmicam?!?!
gençler, yıl 2012 olabilir ancak nezaket kuralları hala baki!!
o kadın-erkek eşittir falan hikayesini kadınlardan önce benimsemişsiniz.
ama ben söyliyim size, öyle bişey yok, olamaz zaten, anatomilerimiz tamamen farklı..
dolayısıyla biz sizin kankanız diiliz!!
küçükken size babanız "olum kızlara karşı nazik olman gerekir" falan demedi mi?? ya da ilkokulda sınıf öğretmeniniz "kızların saçı çekilmez" falan demedi mi??
o zaman ben söyliyim:
kızların saçı çekilmez..
kızlara karşı daha nazik olunur..
kızlara karşı ohaaaa, çüşşşş, yuhhhh gibi ünlemler kullanmak ayıptır..
bir kızla date ediyorsanız hala onu evden alıp yemeğe davet etmek günümüzde geçerli bir davranış modelidir..
bugüne kadar çiçek aldığı için ölen kadın olmadı, tek çiçekle evleneceğini sanan hiç olmadı..
belki şok olucaksınız ama hala kızlardan önce kapıdan geçilmez ve kızlara yol verilir kuralları da geçerli.. ne kadar garip değil mi ??
hayat işte.. bir gün olmasın ki insan yepyeni bir şey öğrenmesin?!?!
yani uzun lafın kısası yıl 2012 ama hala 1950 nezaket kuralları geçerli beyler..
bu arada amacım sizi yerden yere vurmak falan değil tabiki, aynı şekilde bayanlar olarak bizim da "kadın gibi" olmamız gereken durumlar var.. ve aynı şekilde sizin de "kadın gibi" davranmayan kızlara karşı bu tavrı koyma hakkınız saklıdır..
bugüne kadar deli olduğum tipik kız triplerini yerden yere vurdum hep, dolayısıyla arada sırada sizin de nasibinizi almanızda bence sorun yok..
kadınlar olarak bizim ve erkekler olarak sizin zaman zaman ayara ihtiyacımız olabiliyor..
10.000 bakımı gibi düşünebilirsiniz bunu..
pazartesi'yi atlattığımıza göre cuma da gelir artık,
MyMüjjjj
23 Şubat 2012 Perşembe
günaydın mııaa?!?!
yaa tatil günlerinde ya da sabah erken kalkılması gerekmeyen günlerde öğlen uyandığımda ve hasbelkader birilerine "günaydın" demem gerektiğinde karşılığında aldığım "eheuh ne günaydını ayol öğlen oldu" tribinin acaip hastasıyım.. böyle gerinip gerinip ağzının ortasına vurasım gelio..
sana ne aq????
istersem günaydın derim, istersem tünaydın derim, istersem iyi geceler derim..
geç uyandığım için ve o an benim için güne yeni bir başlangıç olduğundan "günaydın" diyorum dingiller, yoksa siz çok iyi biliosunuz da ben bilmediğimden diil.. ayrıca da herşeyi sizden daha iyi biliyorum.. insanlıktan çıkarıyosunuz beni.. ısırırım rrrr....
mutlu mutlu öğlen uyanmışım, insanlara bir iyi dilek gönderiyorum, niye bozuyosun?? hayatındaki mutsuzluk nedir?? bi açılın, bi rahatlayın yaa mutsuz insanlar topluluğu rrröööööğğğğrrrr!!!!
sürekli insanları bozmaya, ayar vermeye çalışmak sizi antipatik kılar, nefret getirir!! bi gün iş çıkışı one day'deki emma gibi güm diye biri arabayla çarpar size.. ben söyliyim deeee..
he bi de bu insanların 2.özelliği de sabah geç uyanıp "aaaayhh günün yarısı gitti" diye hayıflanmaları..
ee gittiyse gitti, demek ki dinlenmeye ihtiyacın vardı, dinlendin ne güzel, daha ne istiosun?? erken kalksan atom mu bölücektin aq??
yaklaşmayın, ateş ederim!!!!
MyMüjjjj
sana ne aq????
istersem günaydın derim, istersem tünaydın derim, istersem iyi geceler derim..
geç uyandığım için ve o an benim için güne yeni bir başlangıç olduğundan "günaydın" diyorum dingiller, yoksa siz çok iyi biliosunuz da ben bilmediğimden diil.. ayrıca da herşeyi sizden daha iyi biliyorum.. insanlıktan çıkarıyosunuz beni.. ısırırım rrrr....
mutlu mutlu öğlen uyanmışım, insanlara bir iyi dilek gönderiyorum, niye bozuyosun?? hayatındaki mutsuzluk nedir?? bi açılın, bi rahatlayın yaa mutsuz insanlar topluluğu rrröööööğğğğrrrr!!!!
sürekli insanları bozmaya, ayar vermeye çalışmak sizi antipatik kılar, nefret getirir!! bi gün iş çıkışı one day'deki emma gibi güm diye biri arabayla çarpar size.. ben söyliyim deeee..
he bi de bu insanların 2.özelliği de sabah geç uyanıp "aaaayhh günün yarısı gitti" diye hayıflanmaları..
ee gittiyse gitti, demek ki dinlenmeye ihtiyacın vardı, dinlendin ne güzel, daha ne istiosun?? erken kalksan atom mu bölücektin aq??
yaklaşmayın, ateş ederim!!!!
MyMüjjjj
10 Şubat 2012 Cuma
insanoğlunun ilk hallenmeleri
eğer havva gözlerini boyayabileceğini farketmeseydi şu an hiç birimiz olmayacaktık..
göz makyajı bir insanı kadın yapar - tabi rezil de edebilir ama o kısım bizim ligimizin dışında bir durum..
özellikle dipliner..
benim inanışıma göre gelişmeler şöyle oldu;
bir gün adem yine avlanmaya gitti ve havva'yı da pembe panjurlu inlerinde bir başına bıraktı.. tabi o dönem zaten "bir başına kalmak" gibi bir kavram tehlikeli olmadığından adem gönlü ferah bir şekilde neşeyle avına doğru koştu..
havva da tüm gün inin işleriyle uğraştı, kendi kendine eşelendi falan derken ısınmak için kullandıkları kömürün aslında vücudunu da boyayabildiğini keşfetti.. sonra da gün boyunca boya-sil, boya-sil derken gözlerini boyadığında bunun onu ne kadar değiştirdiğini görünce çıldırıp iki gözünü de boyadı da boyadı..
o güne kadar adem ve havva arasında ise hiç bir seksüel interaksiyon yaşanmamış, yaşanabileceğini keşfetmemişlerdi bile.. sabah akşam ugg ugg diye konuşa konuşa ahbap-çavuş ilişkisi gidiyorlardı..
derken o akşam adem avından gelip havva'yı görünce ilk hallenmesini yaşadı ve adem'le havva'nın "adem ile havva" olmalarının ilk adımlarını attılar..
aslında benim şahsi görüşüm, adem ve havva ilk insan değiller, bunun öncesi de vardı ama onlar gözlerini boyayamadıkları için üreyememişler ve atmosfere karışıp ölüp gitmişlerdir..
aşağıda tezimi doğrulayan karşılaştırmalı görseli de bulabilirsiniz..
haftasonuna adım attığımız şu kıymetli saatlerde bayanlara sesleniyorum:
dipliner önemli, unutmayın ;)
mottomuz "what happens on night-outs, stays on night-outs"
herkese iyi haftasonları,
MyMüjjjj
göz makyajı bir insanı kadın yapar - tabi rezil de edebilir ama o kısım bizim ligimizin dışında bir durum..
özellikle dipliner..
benim inanışıma göre gelişmeler şöyle oldu;
bir gün adem yine avlanmaya gitti ve havva'yı da pembe panjurlu inlerinde bir başına bıraktı.. tabi o dönem zaten "bir başına kalmak" gibi bir kavram tehlikeli olmadığından adem gönlü ferah bir şekilde neşeyle avına doğru koştu..
havva da tüm gün inin işleriyle uğraştı, kendi kendine eşelendi falan derken ısınmak için kullandıkları kömürün aslında vücudunu da boyayabildiğini keşfetti.. sonra da gün boyunca boya-sil, boya-sil derken gözlerini boyadığında bunun onu ne kadar değiştirdiğini görünce çıldırıp iki gözünü de boyadı da boyadı..
o güne kadar adem ve havva arasında ise hiç bir seksüel interaksiyon yaşanmamış, yaşanabileceğini keşfetmemişlerdi bile.. sabah akşam ugg ugg diye konuşa konuşa ahbap-çavuş ilişkisi gidiyorlardı..
derken o akşam adem avından gelip havva'yı görünce ilk hallenmesini yaşadı ve adem'le havva'nın "adem ile havva" olmalarının ilk adımlarını attılar..
aslında benim şahsi görüşüm, adem ve havva ilk insan değiller, bunun öncesi de vardı ama onlar gözlerini boyayamadıkları için üreyememişler ve atmosfere karışıp ölüp gitmişlerdir..
aşağıda tezimi doğrulayan karşılaştırmalı görseli de bulabilirsiniz..
haftasonuna adım attığımız şu kıymetli saatlerde bayanlara sesleniyorum:
dipliner önemli, unutmayın ;)
mottomuz "what happens on night-outs, stays on night-outs"
herkese iyi haftasonları,
MyMüjjjj
9 Şubat 2012 Perşembe
kurumsal ayıplar!!
ben gerçekten bu yazıyı yazmaktan utanıyorum ama mecbur kaldım..
sosyal hayatta olduğu gibi kurumsal hayatta da bazı "yazılı olmayan ancak birazcık görgü ile bilinebilecek" bazı kurallar vardır!!
bunların başında;
biri size ofis içinde bir selam verdiğinde karşılığında çaatt diye bir işle cevap vermek gelir!!
ben sana saygı gösterip günaydın, merhaba ya da afiyet olsun diyorsam, karşılığında da bu kadarını beklerim.. ama cevap olarak "yaa müjde yaa şu bizim bilmem ne işi vardı ya, şimdi o iş....." diye başlayıp bu merhaba'yı bir toplantıya çevirmek çok ayıptır!!
eğer böyle bir iş konuşma ihtiyacı içindeysen beni bunun için arayabilirsin, mail atabilirsin, toplantı isteyebilirsin..
orada benim iyi niyetimi niye sabote ediyosun??
ikinci konu ise; bir insana müsait misin diye sormadan dan diye toplantı daveti atmaktır!!
"senin zaten işin gücün yok, istediğim saatte toplanırım seninle" gibi gayet saygısız bir mesaj vardır bunun altında ve eğer müsaitsem bile reject ederim!! çok net!!
üzgünüm gençler!!
birazcık şuur nolur yaa..
hepimiz okumuş, nispeten medeni olması beklenen insanlarız.. bu saydıklarımı düşünemememiz için hiç bir sebep yok.. önemli olan düşünmeyi istemek..
eğer hepimize birer telefon ve de e-mail atanıyorsa bunun altında bir sebep olmalı dimi??
bence biraz düşünelim:
"hmmmm bu telefon-bu bilgisayar neden allahım neden?? bi sinyal gönder!!"
sosyal hayatta olduğu gibi kurumsal hayatta da bazı "yazılı olmayan ancak birazcık görgü ile bilinebilecek" bazı kurallar vardır!!
bunların başında;
biri size ofis içinde bir selam verdiğinde karşılığında çaatt diye bir işle cevap vermek gelir!!
ben sana saygı gösterip günaydın, merhaba ya da afiyet olsun diyorsam, karşılığında da bu kadarını beklerim.. ama cevap olarak "yaa müjde yaa şu bizim bilmem ne işi vardı ya, şimdi o iş....." diye başlayıp bu merhaba'yı bir toplantıya çevirmek çok ayıptır!!
eğer böyle bir iş konuşma ihtiyacı içindeysen beni bunun için arayabilirsin, mail atabilirsin, toplantı isteyebilirsin..
orada benim iyi niyetimi niye sabote ediyosun??
ikinci konu ise; bir insana müsait misin diye sormadan dan diye toplantı daveti atmaktır!!
"senin zaten işin gücün yok, istediğim saatte toplanırım seninle" gibi gayet saygısız bir mesaj vardır bunun altında ve eğer müsaitsem bile reject ederim!! çok net!!
üzgünüm gençler!!
birazcık şuur nolur yaa..
hepimiz okumuş, nispeten medeni olması beklenen insanlarız.. bu saydıklarımı düşünemememiz için hiç bir sebep yok.. önemli olan düşünmeyi istemek..
eğer hepimize birer telefon ve de e-mail atanıyorsa bunun altında bir sebep olmalı dimi??
bence biraz düşünelim:
"hmmmm bu telefon-bu bilgisayar neden allahım neden?? bi sinyal gönder!!"
3 Şubat 2012 Cuma
antipatik ailesi
bu aileye nasıl uyuz oluyorum, nasıl uyuz oluyorum anlatamam..
köylü gibi devamlı torun tombak gezmek ne yaa??
paranız pulunuz yok mu??
tutsanıza 5 tane bakıcı.. ya da aslında tuttunuz da onları da mı evlatlık aldınız gerizekalılar??
siz siz olun, kast sistemi ile özel hayatınızı birbirine karıştırmayın canlarım..
Saygılar,
MyMujjjj
köylü gibi devamlı torun tombak gezmek ne yaa??
paranız pulunuz yok mu??
tutsanıza 5 tane bakıcı.. ya da aslında tuttunuz da onları da mı evlatlık aldınız gerizekalılar??
siz siz olun, kast sistemi ile özel hayatınızı birbirine karıştırmayın canlarım..
Saygılar,
MyMujjjj
türk sporunun yanındayım..
sevgili okurlar,
sizlerden aldığım metrelerce okuyucu fakslarına dayanamadım ve türk sporuna katkılarıma devam etmek için önceki akşam galatasaray-antalyaspor maçına gittim..
sonuçta tff başkanı istifa etti diye bu ligin başı boş mu kalsındı??
şartlar tahmin edeceğiniz üzere oldukça çetindi.. karlı zemini ilgili görselde görebilirsiniz..
(bi de bu 2 tur vileda'yla silinmiş hali)
görsel no1:
ancak daha önceki beyannatlarımdan da hatırlayacağınız gibi havalar 15 derece üstüne çıkmadan maça gitmeme kararı almıştım ancak bu maça da gitmem gerektiğinden locaya gittim ve maçı sıcacık locamdan izledim..
görsel no2:
locanın sıcaklığı, samimiyeti ve asaleti beni büyüledi..
yan komşularımız hep bizler gibi A, A+ ve A++ insanlardı, bunun için de rahatlıkla zenginlikle ilgili şakalar komiklikler attık tuttuk..
ben bazen locamızda avocado bittiği için boş fincanla yan locaya başımı uzattım ve "afedersinizzzz ocakta yemeğim var ve aniden avocadomuz bitmiş, sizde fazla varsa alabilir mizzzz??" dedim falan..
şaka şaka ocakta yemek demedim, ne o öyle fakir gibi, ama belki AGA ocağımda demiş olabilirim çok emin diilim, o sırada büyülü dünyanın tesiri altındaydım zira bazı yerler flu..
tamam size bu kadar masal yeter..
hadi gerçek dünyaya dönüyorum..
avocado falan yoktu hatta dolaplar bile boştu ama limitsiz, çay-kahve-yemekler falan vardı merak ediosanız eğer.. ancak biz öncesinde ziyadesiyle yiyip içtiğimizden kendimizi çaya-kahveye verdik, sonra da kafeinden sabaha kadar koyunları saydık..
biz maça yine eltim E.B. ile iştirak ettik..
tüm asilliğimiz "biz zaten locada doğduk" tavırlarımız ile o kadar elittik ki..
fakat sevgili bayanlar gittim gördüm ki bu loca tayfası eski açığın yılda 100bin dolar vermiş hali sadece, zira yine "ömeeeeeerrrr ben senin ta amk" diye kulağıma böğüren ayı beni aldıııııı taaaa inönü'de eski açıktaki yerime götürdü.. çok teşekkürler gerçekten, aylardır bu tınıyı özlemiştim ben de!?!?
bunun dışında tv ve stadyum deneyimlerini birebir karşılaştırma şansım oldu..
öyle ki ben odada sıcacık koltuğumda tv'den izlerken, hemen camın dışında maçı sahadan izleyen arkadaşlarımla aramda ciddi bir reaksiyon farkı vardı..
tamam görüntü tv'ye 5-6 saniye geç geliyordu bunu anladım yaklaşık 65.dk'da falan ama dışardan çığlık kıyamet sesler geliyor, sanıyorum ki 5 saniye sonra acaip bir pozisyona denk gelicem, ama yoo hiç bir şey olmuyo.. tamamen suni heyecanlar, bir ilüzyon hali o stadyum heyecanı.. maçı tv'den gözümü kırpmadan izledim, inanın öyle heyecanlı, kritik poziyon yok denecek kadar azdı ama izleyenleri görseniz sanırsanız ki pozisyonlar, goller havalarda uçuştu.. aksine gayet silik bi maçtı, iyiki gelmediniz.. zaten gelmek isteseniz bile locamızda yer yoktu..
TT Arena'da dikkatimi çeken diğer önemli bir nokta: bu stadyumda hiç örümcek adam yoktu.. ya ben göremedim ya da hakaten buraya gelmiyorlar uzak olduğu için.. ancak buzlaş adamlar vardı..
çok enteresan.. adamlar baya üstü kapalı yerde oturuyorlar, yani kar gelmesi mümkün değil ama herif o kapkapalı yerde koccccamaaaaan bir kar topu yapıp sahaya atabilio ve daha da önemlisi isabet ettirebilio..
ben anlamıyorum bu ülkede amerikan futbolu neden hala bir yerlere gelemio?!?!
resmen oturduğu yerden buz üretio adam.. yani anlayacağınız yine bir maç, yine bir hayal kahramanı canlarım..
sizlere son bir haberle yazımı bitiriyorum..
federasyon başkanlığına adaylığımı koydum..
siz de artık türk futbolunun bir yerlere gelmesini ve Amerikan futbolunun bir ata sporu olmasını istiyorsanız "MUJDE.TFF" yazıp, 2222'ye kısa mesaj gönderebilirsiniz..
hayırlı cumalar,
MuMujjjjj
sizlerden aldığım metrelerce okuyucu fakslarına dayanamadım ve türk sporuna katkılarıma devam etmek için önceki akşam galatasaray-antalyaspor maçına gittim..
sonuçta tff başkanı istifa etti diye bu ligin başı boş mu kalsındı??
şartlar tahmin edeceğiniz üzere oldukça çetindi.. karlı zemini ilgili görselde görebilirsiniz..
(bi de bu 2 tur vileda'yla silinmiş hali)
görsel no1:
ancak daha önceki beyannatlarımdan da hatırlayacağınız gibi havalar 15 derece üstüne çıkmadan maça gitmeme kararı almıştım ancak bu maça da gitmem gerektiğinden locaya gittim ve maçı sıcacık locamdan izledim..
görsel no2:
bu arada siz göremiyorsunuz ama nesli tükenmekte olan grundig lcd'lerin son temsilcileri TT Arena'da ziyaretçilerini bekliyor..
siz de bu sevimli canavarları gidip görmek istemez misiniz??
shh galatasaray yönetimi, grundig ne olm kafayı mı yediniz??
herneyse konumuza dönelim..
lüks ve şaaşaaya olan ilgimi, sevgimi, merakımı ve tutkumu bilirsiniz..locanın sıcaklığı, samimiyeti ve asaleti beni büyüledi..
yan komşularımız hep bizler gibi A, A+ ve A++ insanlardı, bunun için de rahatlıkla zenginlikle ilgili şakalar komiklikler attık tuttuk..
ben bazen locamızda avocado bittiği için boş fincanla yan locaya başımı uzattım ve "afedersinizzzz ocakta yemeğim var ve aniden avocadomuz bitmiş, sizde fazla varsa alabilir mizzzz??" dedim falan..
şaka şaka ocakta yemek demedim, ne o öyle fakir gibi, ama belki AGA ocağımda demiş olabilirim çok emin diilim, o sırada büyülü dünyanın tesiri altındaydım zira bazı yerler flu..
tamam size bu kadar masal yeter..
hadi gerçek dünyaya dönüyorum..
avocado falan yoktu hatta dolaplar bile boştu ama limitsiz, çay-kahve-yemekler falan vardı merak ediosanız eğer.. ancak biz öncesinde ziyadesiyle yiyip içtiğimizden kendimizi çaya-kahveye verdik, sonra da kafeinden sabaha kadar koyunları saydık..
biz maça yine eltim E.B. ile iştirak ettik..
tüm asilliğimiz "biz zaten locada doğduk" tavırlarımız ile o kadar elittik ki..
fakat sevgili bayanlar gittim gördüm ki bu loca tayfası eski açığın yılda 100bin dolar vermiş hali sadece, zira yine "ömeeeeeerrrr ben senin ta amk" diye kulağıma böğüren ayı beni aldıııııı taaaa inönü'de eski açıktaki yerime götürdü.. çok teşekkürler gerçekten, aylardır bu tınıyı özlemiştim ben de!?!?
bunun dışında tv ve stadyum deneyimlerini birebir karşılaştırma şansım oldu..
öyle ki ben odada sıcacık koltuğumda tv'den izlerken, hemen camın dışında maçı sahadan izleyen arkadaşlarımla aramda ciddi bir reaksiyon farkı vardı..
tamam görüntü tv'ye 5-6 saniye geç geliyordu bunu anladım yaklaşık 65.dk'da falan ama dışardan çığlık kıyamet sesler geliyor, sanıyorum ki 5 saniye sonra acaip bir pozisyona denk gelicem, ama yoo hiç bir şey olmuyo.. tamamen suni heyecanlar, bir ilüzyon hali o stadyum heyecanı.. maçı tv'den gözümü kırpmadan izledim, inanın öyle heyecanlı, kritik poziyon yok denecek kadar azdı ama izleyenleri görseniz sanırsanız ki pozisyonlar, goller havalarda uçuştu.. aksine gayet silik bi maçtı, iyiki gelmediniz.. zaten gelmek isteseniz bile locamızda yer yoktu..
TT Arena'da dikkatimi çeken diğer önemli bir nokta: bu stadyumda hiç örümcek adam yoktu.. ya ben göremedim ya da hakaten buraya gelmiyorlar uzak olduğu için.. ancak buzlaş adamlar vardı..
çok enteresan.. adamlar baya üstü kapalı yerde oturuyorlar, yani kar gelmesi mümkün değil ama herif o kapkapalı yerde koccccamaaaaan bir kar topu yapıp sahaya atabilio ve daha da önemlisi isabet ettirebilio..
ben anlamıyorum bu ülkede amerikan futbolu neden hala bir yerlere gelemio?!?!
resmen oturduğu yerden buz üretio adam.. yani anlayacağınız yine bir maç, yine bir hayal kahramanı canlarım..
sizlere son bir haberle yazımı bitiriyorum..
federasyon başkanlığına adaylığımı koydum..
siz de artık türk futbolunun bir yerlere gelmesini ve Amerikan futbolunun bir ata sporu olmasını istiyorsanız "MUJDE.TFF" yazıp, 2222'ye kısa mesaj gönderebilirsiniz..
hayırlı cumalar,
MuMujjjjj
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


