23 Şubat 2012 Perşembe

günaydın mııaa?!?!

yaa tatil günlerinde ya da sabah erken kalkılması gerekmeyen günlerde öğlen uyandığımda ve hasbelkader birilerine "günaydın" demem gerektiğinde karşılığında aldığım "eheuh ne günaydını ayol öğlen oldu" tribinin acaip hastasıyım.. böyle gerinip gerinip ağzının ortasına vurasım gelio..
sana ne aq????
istersem günaydın derim, istersem tünaydın derim, istersem iyi geceler derim..
geç uyandığım için ve o an benim için güne yeni bir başlangıç olduğundan "günaydın" diyorum dingiller, yoksa siz çok iyi biliosunuz da ben bilmediğimden diil.. ayrıca da herşeyi sizden daha iyi biliyorum.. insanlıktan çıkarıyosunuz beni.. ısırırım rrrr....
mutlu mutlu öğlen uyanmışım, insanlara bir iyi dilek gönderiyorum, niye bozuyosun?? hayatındaki mutsuzluk nedir?? bi açılın, bi rahatlayın yaa mutsuz insanlar topluluğu rrröööööğğğğrrrr!!!!
sürekli insanları bozmaya, ayar vermeye çalışmak sizi antipatik kılar, nefret getirir!! bi gün iş çıkışı one day'deki emma gibi güm diye biri arabayla çarpar size.. ben söyliyim deeee..

he bi de bu insanların 2.özelliği de sabah geç uyanıp "aaaayhh günün yarısı gitti" diye hayıflanmaları..
ee gittiyse gitti, demek ki dinlenmeye ihtiyacın vardı, dinlendin ne güzel, daha ne istiosun?? erken kalksan atom mu bölücektin aq??

yaklaşmayın, ateş ederim!!!!

MyMüjjjj

10 Şubat 2012 Cuma

insanoğlunun ilk hallenmeleri

eğer havva gözlerini boyayabileceğini farketmeseydi şu an hiç birimiz olmayacaktık..
göz makyajı bir insanı kadın yapar - tabi rezil de edebilir ama o kısım bizim ligimizin dışında bir durum..
özellikle dipliner..
benim inanışıma göre gelişmeler şöyle oldu;
bir gün adem yine avlanmaya gitti ve havva'yı da pembe panjurlu inlerinde bir başına bıraktı.. tabi o dönem zaten "bir başına kalmak" gibi bir kavram tehlikeli olmadığından adem gönlü ferah bir şekilde neşeyle avına doğru koştu..
havva da tüm gün inin işleriyle uğraştı, kendi kendine eşelendi falan derken ısınmak için kullandıkları kömürün aslında vücudunu da boyayabildiğini keşfetti.. sonra da gün boyunca boya-sil, boya-sil derken gözlerini boyadığında bunun onu ne kadar değiştirdiğini görünce çıldırıp iki gözünü de boyadı da boyadı..
o güne kadar adem ve havva arasında ise hiç bir seksüel interaksiyon yaşanmamış, yaşanabileceğini keşfetmemişlerdi bile.. sabah akşam ugg ugg diye konuşa konuşa ahbap-çavuş ilişkisi gidiyorlardı..
derken o akşam adem avından gelip havva'yı görünce ilk hallenmesini yaşadı ve adem'le havva'nın "adem ile havva" olmalarının ilk adımlarını attılar..

aslında benim şahsi görüşüm, adem ve havva ilk insan değiller, bunun öncesi de vardı ama onlar gözlerini boyayamadıkları için üreyememişler ve atmosfere karışıp ölüp gitmişlerdir..

aşağıda tezimi doğrulayan karşılaştırmalı görseli de bulabilirsiniz..

haftasonuna adım attığımız şu kıymetli saatlerde bayanlara sesleniyorum:
dipliner önemli, unutmayın ;)

mottomuz "what happens on night-outs, stays on night-outs"

herkese iyi haftasonları,
MyMüjjjj

9 Şubat 2012 Perşembe

kurumsal ayıplar!!

ben gerçekten bu yazıyı yazmaktan utanıyorum ama mecbur kaldım..

sosyal hayatta olduğu gibi kurumsal hayatta da bazı "yazılı olmayan ancak birazcık görgü ile bilinebilecek" bazı kurallar vardır!!
bunların başında;
biri size ofis içinde bir selam verdiğinde karşılığında çaatt diye bir işle cevap vermek gelir!!
ben sana saygı gösterip günaydın, merhaba ya da afiyet olsun diyorsam, karşılığında da bu kadarını beklerim.. ama cevap olarak "yaa müjde yaa şu bizim bilmem ne işi vardı ya, şimdi o iş....." diye başlayıp bu merhaba'yı bir toplantıya çevirmek çok ayıptır!!
eğer böyle bir iş konuşma ihtiyacı içindeysen beni bunun için arayabilirsin, mail atabilirsin, toplantı isteyebilirsin..
orada benim iyi niyetimi niye sabote ediyosun??
ikinci konu ise; bir insana müsait misin diye sormadan dan diye toplantı daveti atmaktır!!
"senin zaten işin gücün yok, istediğim saatte toplanırım seninle" gibi gayet saygısız bir mesaj vardır bunun altında ve eğer müsaitsem bile reject ederim!! çok net!!
üzgünüm gençler!!
birazcık şuur nolur yaa..
hepimiz okumuş, nispeten medeni olması beklenen insanlarız.. bu saydıklarımı düşünemememiz için hiç bir sebep yok.. önemli olan düşünmeyi istemek..
eğer hepimize birer telefon ve de e-mail atanıyorsa bunun altında bir sebep olmalı dimi??
bence biraz düşünelim:
"hmmmm bu telefon-bu bilgisayar neden allahım neden?? bi sinyal gönder!!"

3 Şubat 2012 Cuma

antipatik ailesi

bu aileye nasıl uyuz oluyorum, nasıl uyuz oluyorum anlatamam..
köylü gibi devamlı torun tombak gezmek ne yaa??
paranız pulunuz yok mu??
tutsanıza 5 tane bakıcı.. ya da aslında tuttunuz da onları da mı evlatlık aldınız gerizekalılar??

siz siz olun, kast sistemi ile özel hayatınızı birbirine karıştırmayın canlarım..

Saygılar,
MyMujjjj

türk sporunun yanındayım..

sevgili okurlar,
sizlerden aldığım metrelerce okuyucu fakslarına dayanamadım ve türk sporuna katkılarıma devam etmek için önceki akşam galatasaray-antalyaspor maçına gittim..
sonuçta tff başkanı istifa etti diye bu ligin başı boş mu kalsındı??

şartlar tahmin edeceğiniz üzere oldukça çetindi.. karlı zemini ilgili görselde görebilirsiniz..
(bi de bu 2 tur vileda'yla silinmiş hali)
görsel no1:

ancak daha önceki beyannatlarımdan da hatırlayacağınız gibi havalar 15 derece üstüne çıkmadan maça gitmeme kararı almıştım ancak bu maça da gitmem gerektiğinden locaya gittim ve maçı sıcacık locamdan izledim..
görsel no2:

bu arada siz göremiyorsunuz ama nesli tükenmekte olan grundig lcd'lerin son temsilcileri TT Arena'da ziyaretçilerini bekliyor..
siz de bu sevimli canavarları gidip görmek istemez misiniz??

shh galatasaray yönetimi, grundig ne olm kafayı mı yediniz??

herneyse konumuza dönelim..
lüks ve şaaşaaya olan ilgimi, sevgimi, merakımı ve tutkumu bilirsiniz..
locanın sıcaklığı, samimiyeti ve asaleti beni büyüledi..
yan komşularımız hep bizler gibi A, A+ ve A++ insanlardı, bunun için de rahatlıkla zenginlikle ilgili şakalar komiklikler attık tuttuk..
ben bazen locamızda avocado bittiği için boş fincanla yan locaya başımı uzattım ve "afedersinizzzz ocakta yemeğim var ve aniden avocadomuz bitmiş, sizde fazla varsa alabilir mizzzz??" dedim falan..
şaka şaka ocakta yemek demedim, ne o öyle fakir gibi, ama belki AGA ocağımda demiş olabilirim çok emin diilim, o sırada büyülü dünyanın tesiri altındaydım zira bazı yerler flu..

tamam size bu kadar masal yeter..
hadi gerçek dünyaya dönüyorum..
avocado falan yoktu hatta dolaplar bile boştu ama limitsiz, çay-kahve-yemekler falan vardı merak ediosanız eğer.. ancak biz öncesinde ziyadesiyle yiyip içtiğimizden kendimizi çaya-kahveye verdik, sonra da kafeinden sabaha kadar koyunları saydık..
biz maça yine eltim E.B. ile iştirak ettik..
tüm asilliğimiz "biz zaten locada doğduk" tavırlarımız ile o kadar elittik ki..

fakat sevgili bayanlar gittim gördüm ki bu loca tayfası eski açığın yılda 100bin dolar vermiş hali sadece, zira yine "ömeeeeeerrrr ben senin ta amk" diye kulağıma böğüren ayı beni aldıııııı taaaa inönü'de eski açıktaki yerime götürdü.. çok teşekkürler gerçekten, aylardır bu tınıyı özlemiştim ben de!?!?

bunun dışında tv ve stadyum deneyimlerini birebir karşılaştırma şansım oldu..
öyle ki ben odada sıcacık koltuğumda tv'den izlerken, hemen camın dışında maçı sahadan izleyen arkadaşlarımla aramda ciddi bir reaksiyon farkı vardı..
tamam görüntü tv'ye 5-6 saniye geç geliyordu bunu anladım yaklaşık 65.dk'da falan ama dışardan çığlık kıyamet sesler geliyor, sanıyorum ki 5 saniye sonra acaip bir pozisyona denk gelicem, ama yoo hiç bir şey olmuyo.. tamamen suni heyecanlar, bir ilüzyon hali o stadyum heyecanı.. maçı tv'den gözümü kırpmadan izledim, inanın öyle heyecanlı, kritik poziyon yok denecek kadar azdı ama izleyenleri görseniz sanırsanız ki pozisyonlar, goller havalarda uçuştu.. aksine gayet silik bi maçtı, iyiki gelmediniz.. zaten gelmek isteseniz bile locamızda yer yoktu..
TT Arena'da dikkatimi çeken diğer önemli bir nokta: bu stadyumda hiç örümcek adam yoktu.. ya ben göremedim ya da hakaten buraya gelmiyorlar uzak olduğu için.. ancak buzlaş adamlar vardı..
çok enteresan.. adamlar baya üstü kapalı yerde oturuyorlar, yani kar gelmesi mümkün değil ama herif o kapkapalı yerde koccccamaaaaan bir kar topu yapıp sahaya atabilio ve daha da önemlisi isabet ettirebilio..
ben anlamıyorum bu ülkede amerikan futbolu neden hala bir yerlere gelemio?!?!
resmen oturduğu yerden buz üretio adam.. yani anlayacağınız yine bir maç, yine bir hayal kahramanı canlarım..

sizlere son bir haberle yazımı bitiriyorum..
federasyon başkanlığına adaylığımı koydum..
siz de artık türk futbolunun bir yerlere gelmesini ve Amerikan futbolunun bir ata sporu olmasını istiyorsanız "MUJDE.TFF" yazıp, 2222'ye kısa mesaj gönderebilirsiniz..

hayırlı cumalar,
MuMujjjjj

30 Ocak 2012 Pazartesi

artık ayağa basmasak??

evlenirken artık şu ayağa basma geyiğinden vazgeçebilir miyiz??
hem komik diil, hem de çok itici..
yukarıda görmüş olduğunuz görsel tamamen temsilidir..
zaten bu ayakkabıyla evleniosanız da isterseniz damadın ayağına basabilirsiniz falan, zira içinde bulunduğunuz konjonktürde iflah olmayacağınız net olduğundan size herşey serbest..

en temel gelin hatalarına düşmeyelim, düşenleri uyaralım..

önemli not: gelinin karedeki tek kadın olarak damadın arkadaşlarıyla düğünden önce çekilen "muzip" fotoğraflarına da karşıyım ama oraya sonra gelicem..

pazartesilerden hiç hoşlanmam..
tepkiliyim..

MyMujjjj

20 Ocak 2012 Cuma

çok arada bir nesiliz çok..

karar verdim çok arada kalmış bir jenerasyonuz biz..
yani ne 70'lerde doğmuşuz ne de 90'larda..
70'lerde olsak metalden nasibimizi alırdık, 90'larda doğsak hayatımızda bir justin bieber olurdu (hoş benim hayatında justin yine var, çok seviyorum onu, canım benim)
ama öyle belirsiz, öyle arada kalmış bir haldeyiz ki kendi içimizde bile sürekli bi gel-gitler, ben aslında kimimler yaşama halindeyiz..
şunu benimle yaşıt (28,5'tan 29) herkes bir kere yaşamıştır..
okul servisinde arkadaşların altay, ibo, mirkelam, mustafa sandal falan dinlerken; okuldan geldiğinde evde abin metal dinler.. ve sen aslında hangisine ait olduğunu bilemezsin..
"ulan abim dinlio, kötü bişi olsa dinlemezdi heralde, koskocaman abim yani" diye düşünürken diğer yandan da mustafa sandal'ı arkadaşların dinliyo, onlarla ortak sohbete dahil olmak için onu da ihmal edemezsin falan..
bu biiiiirrrrr..

ikincisi..
bizim jenerasyonumuzda neredeyse herkesin annesi ev hanımı, yani aslında genellikle evde ev yemeği pişer ve akşam ailece sofraya oturulur..
ama aynı anda da hayatımıza giren bir "sex and the city" gerçeği var ki, hooooopppp dilemma volume 2!!
ve işte ben bu ikilemi hiç aşamıyorum örtmenim..

mesela bugün cuma!!
bu akşam bir yanım "eve gidip zeytinyağlı bir yemek yapiyim, sağlıklı besleniyim" derken, diğer yanım da "off cuma cuma ne gezer, ne dansederim la ben" diyor..
ve sürekli bir carrie bradshaw ve feriha arasında gidip geliyorum....

hadi 1.sorunu büyüdükçe aştım ama bunu ne zaman aşıcam, hatta aşabilicek miyim hiç bilmiyorum..

ve işte rol modellerim..
VS

19 Ocak 2012 Perşembe

kanayan yaramız: topuz

türk kuaförlerine sesleniyorum!!
herkes makasını, yuvarlak fırçasını (fön demiyorum, fönü çırak tutuyo zaten, o föne devam edebilir) bıraksın ve bana kulak versin..

malesef yurdumda topuz yapabilen kuaför YOK!!!!
illa bi sağdan soldan saçları dağıtıcaksınız, yanlardan bukle bukle salıcaksınız, briyantin, sprey, köpük, jöle ne varsa sıkıp sımsıkı ve pırıl pırıl ve yapış yapış bir halde 80'ler TRT sahne dekoru haline getiriceksiniz dimi??

sizin yüzünüzden düz, sırtı açık gece elbisesi almaktan korkuyorum ve katılmam gereken kaç tane açılış, davet, kokteyl, düğün ve sünnet kaçırıyorum haberiniz var mı sizin??

aşağıdaki topuzları yapabilen kuaförü bulduğum gün maaşa bağlıcam..



in sienna we trust!!
sienna'yı sevmeyen bizden değildir..

MyMujjjj

17 Ocak 2012 Salı

festival filmi yapiyim diyorum..

işte şimdi türkiye'de "sadece" festival filmlerini izleyen, hiç dizi izlemeyen ve ünlüleri de hiç tanımayan canım hipster'ları uykusundan hoplatacak bazı açıklamalar yapacağımdır ehueheuueh :))
"acun muaaaa?? o da kim?? yoo hiç türk dizisi izlemiyoroam, daha çok belgesel ve de tru blad izliyoroam"
eheeheue çok tatlısınız.. yavrularınızdan alıcam, söz..

herneyse..
dünkü siyad ödül töreninden sonra niyet ettim, niyet eyledim festival filmi yapmaya..
sonuçta bu filmleri yapmak için en temel 2 malzeme var..
1-çok durağan ve sıkıcı bir konu!! hiç sorun değil, hatta en kolay malzeme bu.. karda günlerce yürüyen farklı etnik kesimlerden insanları biraraya getirsem, arada da biraz edebi konuştursam falan olur bence.. hatta konuşturmasam daha iyi olabilir.. karda yürüsünler dursunlar..
çok iyi oldu bence şimdiden.. demek üstünde biraz çalışsam kopup gidebilirim..
2-tozlu kazak.. en ama en önemli malzememiz de bu zaten.. filmi yazmaya başladığınız günden, ödül almaya sahneye çıkana kadar üstümüzde olması gereken kahve-siyah tonlarında tozlu mu tozlu, sıkıcı mı sıkıcı bir kazakla alamayacağımız ödül, kazanamayacağımız yarışma yok denecek kadar azdır..
ve de unutmayın sanki dilimizi yeni öğrenmiş gibi az konuşup, çok mesaj vermek de popüleritemizi kat be kat artıracaktır..
ayrıca verdiğimiz mesajların sosyal içerikli olması da daha sofistike görünmemize yardımcı olacaktır.
Örneğin tutuklu gazeteciler konusu çok verimli bir konudur, bu konuda ne desek gideri olur..
ya da tamamen saçmalayadabilirsiniz.. sahneye çıkıp inanılmaz mahçup şekilde ödülü alıp, göz temaslarından kaçınarak "saolun" diyip inebilirsiniz de..
bu zaman da inanılmaz akılda kalıcı ve izleyici nezninde "olm herifin kafası uçmuş" mertebesine ulaşabilirsiniz..

bu arada da yurtdışındaki festival yönetmenlerine bir ara bakmanızı ve aradaki 67 farkı bulmanızı rica edicem. hatta daha fazlasını da bulabilirsiniz ama bence 67'de bırakın..

haydi şimdi herkes senaryosunu bir sana kulakçığına yazıp bana göndersin.
adresim:
cimcim sokak, merkez cami karşısı, küçükesat/ankara

mektuplarınızı bekliyorum..
MyMujjjj

türk haberciliğini geri götüren bazı haberler..

türk haberciliği malesef bazı klişelere takılmış durumda..
her fırsatta yılmadan, usanmadan aynı haberleri yapıyor, yapıyor, yapıyor, yapıyor....
ama bu bilinçsiz ısrarlarını da takdir etmemek elde değil..
işte bu klişelerinizden sadece bazıları sevgili haber böcekleri (bu böcek lafıyla da sempatinizi kazanmaya çalışıyorum?!?!) ;

1-istanbul kara teslim oldu!!
her kar yağdığında bu sıkıcı haberi yapıp, düşen, kalkan, kayan, araba iten madur insanlar göstermekten sıkılmadnız dimi??
haberin asıl amacı da aslında bu dimi??
gerçekten bu haberin önemini bu kadar vurgulamak isteseniz bunların yerine gerçekten karı gösterip bırakırdınız bence..
2-istanbul sele teslim!!
burada da benzer bir durum söz konusu, yağan yağmura odaklanmak yerine şemsiyesi kırılan/ters dönen insanlar, uçan şemsiyesini kovalayan telef insanlara odaklanıyosunuz, çoğayıp ediosunuz söyliyim..
3-ramazan ayında nasıl beslenmeliyiz??
bundan da sıkılmadınız dimi?? islamiyetin kabulünden beri aynı haber ve aynı öneriler.. bi yenileyin kendinizi yaa..
sahurda çok yemek yemeyim, hafif ve gün boyunca sizi susatmayacak gıdalar tüketin.........
seneye "ramazanda ne yiyelim" haberini ben yapabilir miyim?? çok ciddiyim, lütfen, ölümü görün bakın yapiyim.. teşekkürler..
4-kurban bayramı cinayetinin görselleri.. burada şaka yapamicam malesef.. her kurban bayramı müslümanlığımdam utanıyorum o otoyolda koşan inekleri gördükçe.. çok üzücü çok.. ve sanki normalmiş gibi yıllardır bunları gösterdiğiniz için de insanlar tarafından alışılmış bir hale geldi.. keşke efendi gibi habercilik yapsanız da bunların aslında ne kadar utanç verici ve olmaması gereken görüntüler olduğunu aşılasanız.. ama öyle olursa da size haber olmaz dimi??

bakın yine sinirlendim işte..
ama baktığınızda günlerdir de sakindim sevgili okurlar..

bugün biraz rahatsız olduğumdan kelli aranızdan ayrılıyorum..
ama yukarlardan biryerden de size bakıp gülümseyeceğim ehueuehue..

haberleri izlemeyin, bana sorun, ben anlatırım..
sevgiler,
MyMujjjj