30 Nisan 2012 Pazartesi

değişikliklerden hiç hoşlanmam..

ben alıştığım düzenlerin değişmesinden pek hoşlanmam..
sürekli facebook'un, twitter'ın değişmesine zaten çok sinir olurken blogspot'un yenilenmesine de çok kızdım..
aradığımı bulamıyorum, alışamıyorum..
bu güncellemeleri yapanlar "aman işleri ne araştırıp öğrensinler" diye düşünüyorsa hemen cevap veriyim; evet işimiz gücümüz var, günde bir şeyler yazmak-okumak için ayırdığım yarım saati de ne-neredeymiş diye harcamak istemiyorum!!!!
keşke o hemen adapte olan bukalemun insanlardan olsaydım ama değilim..
alıştığım şeyler hep aynı kalsın istiyorum..
tatil dönüşlerinde de böyle olurum ben..
gittiğim yeri çok sevmişsem ve alışmışsam dönüşte hemen gözlerim dolar, boğazım düğümlenir, sanırsın ki yıllarımı harcadım orada, anılarım-yaşanmışlıklarım var falan.. alakası yok..
hatta "hadi şimdi 10 dk önce çıktığın otelin yolunu bul" deseler bulamam ama olsun alışıyorum canım napiim aaaa gelmeyin üstüme?!?
öyle yani..
bu format da bi daha değişmezse çok sevinirim..
zira pek de "user friendly" değil..
ayrıca bu lafı birebir karşılayan bir türkçe söylem de olsa keşke, ne güzel onu kullanırdım..

derbi lanetim sürüyordu..

her zamanki gibi uğur-şans paritem yerlerde olduğundan geç başlayan süper final maceram ilk maçtan bitti.. ama aynı maça 2 kere gittiğimden belki de 2. defada bitti de diyebilirim..

süper final'in ilk maçı..
beşiktaş-galatasaray..
en sevdiğim kombinasyon..
hayatımda ilk defa Kazan'a gittim ve bir baktım kapıdaki görevli tanıdık :)
orada babamı görmüş gibi oldum..
kapılarda karşılanmalar, en iyi masalara oturtulmalar falan her şey rüya gibi..
motivasyon zirvede, kombinem zamanında gelmiş, herşey neredeyse mükemmel..
ve sahne 2:
ben inönü'nün bahçesinde gözyaşları içinde boy veriyorum!!

sonuç:
maç ertelendi..
ama bu arada ben dizime kadar sularda koştum mu, koştum!!

bu arada da önemli bir bilgi aldım, top sudan dolayı sahada zıplamazsa maç iptal ediliyormuş.. garip..

aradan 2 gün geçti.. bu arada ancak kuruduk falan derken hop pazartesi yine aynı motivasyonlayız..
ama bu sefer hava nefis..
biz de bunu fırsat bilip, işten de azıcık erken çıkıp formalarımızla Çarşı'ya yürüdük.. oralarda biraz takılıp bando-mızıka ve bilimum şakalar, komiklikler eşliğinde stada yürüdük..

maçta yediğimiz 2 golün de etkisiyle olacak ki nasıl mutsuzum, nasıl nemrutum; insanın çocuğu olsam sevilcek durumda diilim..
benim de bu mutsuzluğumu staddaki 30 bin kişi hissetmiş olsa gerek ki hepsi aynı takımı tutmasına rağmen birbirine girdi.. yumruklar ve sandalyeler havalarda uçuşuyo..
ambulans birini getirio, birini götürüyo..
fight club..
ben bir şeyi anlamıyorum: bu stad sandalyeleri hemen sökülebilen bişey mi?? ben bi tanesine baya asıldım asıldım mümkün diil gelmedi, gelmeyi bırak, kımıldamadı bile..
acaba türk filmlerindeki gibi, maçlarda action olsun diye bazı sandalyeleri yere vidalamıyorlar da, sahaya atılsın diye bırakılıyorlar mı??
federasyondan bu konuda bir cevap bekliyorum.. teşekkürler..

ama uzun lafın kısası şunu anladım ki; derbi lanetim sürüyor..
bu sene inönü'de gittiğim hiç bir derbiyi kazanamadık..
hadi onu geçtim, başka takımın kendi sahasında herhangi bir maçına gittiğimde de ev sahibi yine kazanmıyor (bkz.gs-antalya maçında gs'nin kazanamaması)
üstümde bir lanet var ama anlamadım..
egzorsizm hali mi acaba?? bi şeytan çıkartsam belki olur..
kkkkkııhhhkkkk..

tüm futbol terörüne rağmen erkeklerin maç öncesi ritüeline yine hayran kaldım..
kızlar olarak bizim niye böyle ritüellerimiz yok??
gerçi bazı aksiyon planları üzerinde çalışıyorum.. ama henüz bizi dünyadan o kadar koparıcak, dikkatimizi kitleyecek bir şeyler bulamıyorum..
hermes birkin ne güzel derken, hoopp aklına sevgilisi gelio, sonra tam sevgilisini düşünürken saçlarımı acaba
kestirsem mi gelio, sonra 19 Mayıs'ta bikini giyicem-acaba diyet mi yapsamlar geliyor falan zor yani saatlerce kadınların dikkatini bir yerde tutmak..
focus max 15 saniye..

uzun lafın kısası geç başlayan süper final maceram erken bitti canlarım..
kendime yepyeni bir spor heyecanı bulsam iyi olcak..
bu hafta basketbol playoff'ları başlıyor, ona mı sarsam acaba? nispeten daha medeni bir ortamda geçiyor sonuçta..
ya da polo belki.. hem daha klas, hem daha sofistike.. hmmmm?!?!

sizi konuyla ilgili güncellicem..

iyi haftalar,
yarın tatil olmasa bu kadar da tatlı olmazdım söyliyim..

MyMüjjjj





25 Nisan 2012 Çarşamba

pms-evlerden ırak!!

hayatta bir toblerone'dan daha güzel olan tek şey, hafif erimiş olan bir toblerone'dur.

12 Nisan 2012 Perşembe

balayında vatos okşamak!!

ya kimse kızmasın ama ben bu balayında tropik adalara gidip vatos okşamayı, vatosa binmeyi falan hiç anlamıyorum ve de acaip klişe buluyorum..
facebook'ta vatosla kimin resmini görsem, aha evlenmiş demek diyorum ve profiline bakmaya gerek bile duymuyorum..
bugün kızlarla öğlen yemeğinde bu demecimi dillendirdiğimde de oldukça sert tepkiler aldım: "adada başbaşa olmak ne güzel yaa" falan gibi..
ama bence de başbaşa adada olmak 2.günden sonra delirtir beni..
sinirden pati atmaya, saçını çekmeye hatta vatosları alttan alttan tekmelemeye, cimcirmeye falan başlayabilirim..
benim için fazla dingin bir balayı planı bu..
hayır evlenicem de onun için aklıma gelmişken yaziyim dedim?!?!

uykusuzluğun başa vurduğu o tatlı an işte ://

MyMüjjjj

11 Nisan 2012 Çarşamba

süper final

sevgili sporseverler, sonunda türk futbolu istediğim düzeye ulaştı..
beni biliyorsunuz, hayatım şaaşaa, heyecan, görkem ve kendinden konfetili her zaman..
asla azla yetinmem, hep sınırda olurum..
futbolda da bu görüşüm baki..
futbol geçmişimi biraz takip ettiyseniz sadece derbilere gittiğimi hatırlarsınız, sadece bir kere gs-antalya maçına gittim, onda da loca diye gittim ama yine de çok sıkıldım, ööğğkk..
bence sadece 4 büyükler olmalı, bunlar ayrı bir ligde yıl boyunca aralarında oynamalı ve böylece derbi heyecanını yıl boyunca yaşamalıyız..
veeee imdadıma süper final yetişti.. oh bee!!
paso derbi paso derbi..
örümcek adamlar, buzlaş adamlar oohh..
hemen 3 tane beşiktaş maçına kombinemi aldım..
ilk etabım 14 Nisan Cumartesi bjk-gs maçı..
beni tribünde formam, atkım ve bench'imle birlikte görebilirsiniz..
full aksesuar gidicem..

maçların perde arkası bilinmeyen yönlerini süper final boyunca paylaşmaya devam edicem..

keep watching.. walking de olabilir..

MyMüjjjj

6 Nisan 2012 Cuma

şahane misafir

ŞAHANE!!!!

eltim EB ile birlikte gala öncesi hyde park'ta göl kenarında şaraplarımızı yudumlayıp havaya girip, filme de öyle girdik..
filmde tek aradığım plan, ferzan özpetek filmlerindeki klasik uzun masada yemeklerin yenip şarapların içildiği plan oldu.. bu planı bu filme koymamış, alla alla halbuki acaip de olurmuş, ama olsun başka o kadar güzel şey vardı ki...
müzikler müthiş, roma müthiş, kadro müthiş..
hemen koşa koşa gidin, hatta şu an işinizi gücünüzü bırakıp gidin.. o derece..

ayrıca cem yılmaz'ın italyancasına da 10 üzerinden 7 veren o sinema eleştirmenleri kim hakaten çok merak ediyorum..
daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, italyancam henüz cinque cento düzeyinde olduğu için cem yılmaz'ı notlayabilecek durumda değildim, ama bence pek de güzel konuşuyodu.. yani ben o kadar italyanca konuşsam şimdiye kadar ohoooo 10 kere roma valisi olmuştum, ama kısmet işte sevgili okurlar, yükselmemem için tüm ekosistem işbirliği yapmış gibi sanki..

şimdiden sezen aksu'dan gitmem daha şarkısını da birkaç kere dinleyip ısınma hareketleri yapmaya başlayabilirsiniz bence..

haftasonu içip sapıtmayın ha, haftasonu sapıtmak out-haftaiçi sapıtmak in!!

MyMüjjjj

5 Nisan 2012 Perşembe

işte yine bir gala, yeni bir gala?!?!

bu akşam eltim EB ile birlikte Ferzan Özpetek'in son filmi Magnifica Presenza filminin galasına gidiyoruz..
Ferzan'a olan çılgın aşkımdan dolayı -henüz bundan onun haberi yok- Mine Vaganti'den beri bu filmi bekliyorum, dolayısıyla da ziyadesiyle heyecanlıyım.. yüksek ökçelerim ve elimde blush kadehimle birlikte bu geceyi bekliyoruz..
yarın filmle ilgili yorumlarımı da ayrıca paylaşıcam..

açılışlar, davetler, galalar, kokteyller derken benim de hayatım geçiyor işte naparsınız..

yüksek sosyeteden sevgilerle,
MyMüjjjj

tepkiliyim evet..

şu hayatta bi kadının şirininden hoşlanmam, bi de erkeğin trip atan ve çok konuşanından..
susun olm azcık, hormonlarınız mı sapıttı nedir anlamadım ki??
ulan erkek arkadaşlarımı tribi, reglisi yok diye seviodum ne güzel tam, siz de sapıttınız söyliyim..

önemli not: pms-evlerden ırak olsun!!
ama canım da nası bi çikolata istio anlatamam, şu an o en büyük boydan-hani tüfek gibi olan toblerone'lardan olsa yemin ediyorum tek başıma yerim :(
tamam hadi toblerone olmasın, nestle sütlüye de razıyım, ama bari büyük boy olsun.. havaya atıp atıp flipper gibi yakalamak istiyorum..
iiii-iiii

bugün de böyle canlarım..

perşembe cuma yarısıdır..
bu akşam çıkın eğlenin, sonra haftasonu apaçi kaynio heryer..

Hadi bakiyim..
MyMüjjjj

31 Mart 2012 Cumartesi

one day-no more!!

bu one day filmini ilk izlediğimde de nefret etmiş, kin kusmuş, yaşama sevincimi kaybetmiştim..
bugün öğlen evi topladıktan sonra mis gibi marc lavanta kokusu eşliğinde oturduğum koltuğumda moviemax'te one day'in yeni başlamakta olduğunu gördüm ve "ulan müjde belki de filme 2. bir şans vermen için bir işarettir bu" dedim..
....
bu arada saat 14.31 oldu ve hala spora gitmedim.. ve gitmemek için türlü türlü bahaneler yaratmaya çalışıyorum uyandığımdan beri.. "sanki ayak bileğim mi ağrio benim" gibi gibi.. ve bu halde de aklıma lise sondayken ders çalışmamak için evde sürekli anneme "anneeeaa ben biraz ütü yapiyim mi" demelerim geldi, büyük salakmışım hakaten..
....
bu minik flashback'ten sonra konumuza dönüyorum..
evet bu filme bir kere daha şans vermeye karar verdim..
sonuçta sinemada izlediğim gün zaten biraz canım da sıkkındı, bi de filmin konusu da sevmediğim bi olay zaten falan, bunun için extra darlanmış olabilirdim o gün..
şu an hem yazıp, hem izliyorum ve aynı o gün salonda yaşadığım iç darlanmasını yaşıyorum -  ki bu aralar başağrılarım için seratonin salgılatan bir vitamin içiorum ve 1 haftadır mutluluktan saçmaliyorum.. buna rağmen beni yine şu an depresyona sürüklediyse bu film, gerçekten kötü canlarım..
kitabı da nasıl best seller oldu anlamıyorum..
bu arada da okuduğu bir kitap, film olanların filmle ilgili "ayy kitapla da alakası yok, kitabı çok daha iyi" tribinin hastasıyım.. yani mutlaka ama mutlaka bu klişeyi biri söylüyor..
çekirdek yemeye başlayıp "buna başladı mı da duramıyor insan" klişesiyle aynı ayarda bence..

herneyse konuya bi türlü giremicem bu yazıyı da böyle bitircem heralde..

anna hathaway'i zaten oldum olası sevmem, mıymıntı karı..
jim sturgess'la ilgili yazımın sonunda ilgili duayı bulabilirsiniz..

tüm filmi her zamanki alfa dişi kıskançlığımla izledim:
anna mıymıntısı yine dünyalar yakışıklısı herifi götürüyor film bahanesiyle..

bu film aşk filmi falan diil, kendimizi kandırmayalım..
kız çocuğa umutsuzca aşık, herif de kızla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyo..
herifin bütün film götürmediği karı kalmadı, en sonda da uyuşturucudan iş göremez hale gelince hala bir köşede onu bekleyen emma'ya döndü.. sonuçta bunun yaşlılığı falan var..emma da iyi-hoş kız, baktı gideri de var, hem zaten çok sevio herifi, yaşlanınca bakar ona falan..
bu hikaye sizce de çok tanıdık ve can sıkıcı değil mi??
bu filmin de aşk filmi olduğuna beni kimse ikna edemez..
bu filmi sevenleri de anlamıyorum, baya sado-mazo bi tatmin heralde..

ayyyyy o kadar darlandım ki emma ölünce de "oh iyiki öldü" dedim ve hatta konuya uyan bir şarkı bile besteledim:
nası koydu kamyon emma'yaaaa emma'yaaaa emma'yaaaa!!!!

jim sturgess'a gelince:
nefret ettiğim o ingiliz aksanını bana sevdirdi..
annemi gönderip isteticem..
in jim we trust!!

bu güneşli cumartesi günümü de zehire çeviren David Nicholls'a sonsuz teşekkürler..

MyMüjjjj

28 Mart 2012 Çarşamba

grace kelly'den şebnem ferah'a uzanan o yol..

yine öyle klas, öyle A+ bir Salı yaşadım ki sevgili okurlar..
zenginlik, şaaşaa ve görkemin hakim olduğu, kendinden konfetili gecemiz evde bir şişe moet&chandon'la start aldı.. kanıtı da aşağıda..
ve evet iphone aldım, en pahalısı 4S'miş, öyle dediler, ben de ondan aldım hahahahahaah (kötü kahkahası-bu sırada da but ısırıyorum)
fonda da digiturk şöminesi eşliğinde smooth jazz..
hepimiz birer grace kelly narinliğiydik..

ama tabi sonra bir şişe moet'miz bittikten sonra "oo daha çok erken, bi tur da santa barbara (aslen santa helena) döner miyiz" açıklaması geldi..
sonra o bitince "oooo şarap da güzelmiş, bi tur daha döner miyiz" geldi..
en son da benim en güzel son sözlerimden olan  "oo bugün de salı yaa corridor güzel olur, bi baksak mı"
derken kendimizi corridor'da bulduk ve türkçe gecesi!!!!

ve aslen ben sivil hayatımda türkçe müzikten hiç hazetmem, yeri geldiğinde tiksinebilirim bile, öyle ki yeri geldiğinde türkçe müzik yüzünden türklerden bile soğuyabilirim..
biz fransızlardaki asalet bu paçozlarda yok ööğğkk..

beni corridor'da bi görün!! allahım nası eğleniyorum!!
şebnem ferah'tan teoman'a, teoman'dan kurban'a geçiyorum, danslar falan, allahım o nasıl eğlenmek..
"suuuuussss konuşmaaaaa sözler kimin umurundaaaa" falan..
ve o tiksindiğim kız olup çıkıvermişim..
noluyo olm bana!!
yaşlandıkça kırolaşıyo muyum acaba??
off allahım çok korkuyorum..
gören baya çok net bi şekilde "olm kızlar aylardır türkçe gecesini bekliomuş" falan diyebilir.. ve işin ilginç tarafı da o şarkıları gerçekten eğer uykumda dinlemiyorsam ezbere bilme şansım sıfır!! hiç bir şekilde denk gelmiyorum, zaten arşivimde yok yani şarkının bana erişme şansı hiç yok.. peki o zaman ben o şarkıları astral seyahatlerimde mi öğrendim?? acaba uykumda türkçe rock barlara astral seyahat mi yapıyordum??

ve de tabiki corridor'da efes içiyoruz..
2 saat önceki grace kelly'den eser yok..
geceye madem şampanyayla başladın, git şampanyayla devam et dimi??
sonuçta mekanlarda her zaman şampanya açtırırım zaten, çizgim bu.. ama anlamadım dün akşam neden açtırmadım.. basiretim falan bağlandı heralde..
ahhmm weirdoooo!!

yani anlayacağınız grace kelly kimliğimle başladığım geceye şebnem ferah kimliğimle nokta koydum..
hoş tabi, yıldız tilbe kimliğimle nokta koymaktan iyidir.. artık kendime bile güvenemiyorum yaa kimbilir belki çalsa yıldız tilbe'yi de biliyorumdur ://

allahım inşallah the national'dan matt bu yazımı okumaz :(
(normalde her yazımı okur)

ve yazımı da eltim e.b.'nin bir özlü sözüyle bitirmek istiyorum: bir kadının en güzel sarhoşluğu şampanya sarhoşluğudur..
önemli not: şampanyadan sonra efes bozuyo yannız..

alkol her kötülüğün anasıdır..
MyMüjjjj