tamamen ön açıdan çekilmiş fotoğraflara hemen açılı poz veren kızlara bayılıyorum, o kadar tatlı-o kadar tatlılar ki insanın yanağından kesme alası gelio..
oradaki motivasyon nedir allaşkına bi söyleyin ya!! önden çirkinsiniz de ancak yandan mı gideriniz var, yoksa yandan sexy olduğunuzu mu düşünüyosunuz??
off baya antipatik oluyosunuz yaa..
hadi 90'larda falan yüksek belli kot etek gibi hepimizin utandığı ama yaptığımız şeyler arasında olabilir bu, ama 2012'de yaşı 30'a dayanmış kızlarda hiç hoş olmuyor söyliyim..
menopoza süper mini etekle giren kadınlar kadar gülünç hatta..
bu pozu tam anlamayanlar için eltim E.B. ile ufak bir demo hazırladık:
bkz. görsel #1
gördüğünüz gibi gayet primitif bir geometri bilgisiyle kameranın aslında tam karşıda olduğunu ve belden dönme yapılmaması halinde de gayet düz bir resim olması gerektiğini anlayabilirsiniz..
ama heyecan yumağı karakterlerimiz belden birbirlerine doğru 90'a yakın bir açıyla dönmek suretiyle tatlılıklarına tatlılık katıyorlar..
bunun bir ileri sayfası, aynı pozu peace işaretiyle vermektir ki bu da bir altın vuruş değerindedir, tadından yenmez..
canlarım benim..
çevrenizde bu hataya düşen tanıdıklarınız varsa, uyarınız, rencide ediniz..
gencin ve gençliğin dostu,
MyMüjjjj
29 Mayıs 2012 Salı
28 Mayıs 2012 Pazartesi
ine rileyşınşip
insanoğlunun aşıkken türlü türlü saçmalıklara adını altın harflerle yazdırabileceğini biliyorum..
ama bu "ine rileyşınşip" moduna geçişi en az foursquare kadar anlamıyorum!!
"heeyy bakın benim sevgilim var, ona göre efendi olun" mu demek??
"oha benim bile sevgilim var" mı demek??
"eski sevgilim ve onun paçoz arkadaşları görüyo musunuz sevgili yaptım, mutluluktan geberiyorum" mu demek??
yoksa gerçekten süper naif bir şekilde çiftlerin birbirlerine gösterdikleri basit bir bağlılık ifadesi mi??
şu an bu modda olan arkadaşlarımı asla eleştirmek için yazmıyorum, sadece çok samimi bir şekilde ruh halini anlamaya çalışıyorum..
zira eleştiriceksem lafımı esirgemeden çatır çatır itin götüne sokar sokar çıkarırım bilirsiniz..
fakat ben yıllar yılı olan sevgilimde bile bu moda geçmeyi hiç aklımdan geçirmedim, hatta bence o da geçirmedi ki bunu dillendirmedi..
ya da belki de aklımıza gelicek kadar ine rileyşın diildik kimbilir..
ama bu "ine rileyşınşip" moduna geçişi en az foursquare kadar anlamıyorum!!
"heeyy bakın benim sevgilim var, ona göre efendi olun" mu demek??
"oha benim bile sevgilim var" mı demek??
"eski sevgilim ve onun paçoz arkadaşları görüyo musunuz sevgili yaptım, mutluluktan geberiyorum" mu demek??
yoksa gerçekten süper naif bir şekilde çiftlerin birbirlerine gösterdikleri basit bir bağlılık ifadesi mi??
şu an bu modda olan arkadaşlarımı asla eleştirmek için yazmıyorum, sadece çok samimi bir şekilde ruh halini anlamaya çalışıyorum..
zira eleştiriceksem lafımı esirgemeden çatır çatır itin götüne sokar sokar çıkarırım bilirsiniz..
fakat ben yıllar yılı olan sevgilimde bile bu moda geçmeyi hiç aklımdan geçirmedim, hatta bence o da geçirmedi ki bunu dillendirmedi..
ya da belki de aklımıza gelicek kadar ine rileyşın diildik kimbilir..
ne diyim ki..
günlerdir, hatta haftalardır üzerimde bi bişi yazamama hali, söylicek bi lafım olmaması hali falan..
hayret bana..
normalde her zaman söylicek lafım, çemkirecek bir yerim varken haftalardır bu halim hoş diil söyliyim sinirleniyorum..
halbuse hayatım da boş diil, deli gibi geziyorum, bodrum senin-nişantaşı benim eve girmiyorum ama yazıcak bişi yok..
ha bi tek cuma akşam casita'daki manyak var..
onu anlatiyim bari:
eltim E.B. ile Cuma akşamı halkla kucaklaşmak için, biraz da Anadolu insanının samimiyetini hissetmek için Casita'ya gittik - mantı istersem Casita'ya giderim, öyle fakir gibi Emine Ana falan gibi yöresel yerlere asla gitmem, Anadolu insanı dediysem de o kadar diil.. benim için en doğu nokta Bodrum'da biter..
herneyse..
yemek bitti, ben makyajımı tazelemek için tuvalete gittim..
her mekanda olduğu gibi burada ortak kullanımda bir tane hilton lavabo, büyük bir ayna var ve bir de tuvalet kabini var..
tuvalete bi kadın girdi ve beni görünce şarkı söylemeye başladı..
önemli detay: içeri girdiğinde şarkı falan söylemiodu..
neyse ben de "karı manyak" diye düşündüm ama çok da üstünde durmadım..
-karı lafına kıl olanları da hiç anlamam, yeri geldiğinde çok komik bi laf bence-
ama asıl altın vuruş hemen arkasından geldi:
kadın kabinin kapısını açtı ve klozete (bebek sevme ses tonuyla) "AY SENİN TUVALET KAĞIDIN MI BİTTİ" dedi!!!!
ya ben deliriyorum, ya insanlık..
tam emin diilim..
allahım sen beni koru lütfen, teşekkürler, amin..
bi de bu sabah bizim kurumsal her türlü ihtiyacımızı (kalem dahil) girip onaylanmasını beklediğimiz sistemden "delegasyon talebiniz onaylandı" olarak gelen maili "depresyon talebiniz onaylandı" olarak okudum ve hiç şaşırmadım..
hatta "oley be, demek bugün gönlümce camdan dışarı bakabilirim, dalıp dalıp gidebilirim, oh bi de shumi'm de yanımda olsa benden iyisi yok" diye 2 saniye düşündüm ve sonra yanlış okuduğumu anladım..
ama hakaten böyle depresyondayken falan depresyon talebi yapsak keşke, çok iyi olurmuş..
hatta bir yerde de o gün depresyonda olanların listesi olsa ve o gün onlara kimse bulaşmasa falan..
amaaaan benimki de hayal işte?!?!
sabah yediğim sıcak-fırından yeni çıkmış boyoz bile keyfimi yerine getirmedi.. şimdi toblerone'la kesişiyoruz..
sanırım benden hoşlanıo, az önce de bacaklarıma bakaren yakaladım tobi'yi..
neyse ben hunimi takıp biraz dışarda dolaniyim..
kib, öpt, baaaayy
?!?!
hayret bana..
normalde her zaman söylicek lafım, çemkirecek bir yerim varken haftalardır bu halim hoş diil söyliyim sinirleniyorum..
halbuse hayatım da boş diil, deli gibi geziyorum, bodrum senin-nişantaşı benim eve girmiyorum ama yazıcak bişi yok..
ha bi tek cuma akşam casita'daki manyak var..
onu anlatiyim bari:
eltim E.B. ile Cuma akşamı halkla kucaklaşmak için, biraz da Anadolu insanının samimiyetini hissetmek için Casita'ya gittik - mantı istersem Casita'ya giderim, öyle fakir gibi Emine Ana falan gibi yöresel yerlere asla gitmem, Anadolu insanı dediysem de o kadar diil.. benim için en doğu nokta Bodrum'da biter..
herneyse..
yemek bitti, ben makyajımı tazelemek için tuvalete gittim..
her mekanda olduğu gibi burada ortak kullanımda bir tane hilton lavabo, büyük bir ayna var ve bir de tuvalet kabini var..
tuvalete bi kadın girdi ve beni görünce şarkı söylemeye başladı..
önemli detay: içeri girdiğinde şarkı falan söylemiodu..
neyse ben de "karı manyak" diye düşündüm ama çok da üstünde durmadım..
-karı lafına kıl olanları da hiç anlamam, yeri geldiğinde çok komik bi laf bence-
ama asıl altın vuruş hemen arkasından geldi:
kadın kabinin kapısını açtı ve klozete (bebek sevme ses tonuyla) "AY SENİN TUVALET KAĞIDIN MI BİTTİ" dedi!!!!
ya ben deliriyorum, ya insanlık..
tam emin diilim..
allahım sen beni koru lütfen, teşekkürler, amin..
bi de bu sabah bizim kurumsal her türlü ihtiyacımızı (kalem dahil) girip onaylanmasını beklediğimiz sistemden "delegasyon talebiniz onaylandı" olarak gelen maili "depresyon talebiniz onaylandı" olarak okudum ve hiç şaşırmadım..
hatta "oley be, demek bugün gönlümce camdan dışarı bakabilirim, dalıp dalıp gidebilirim, oh bi de shumi'm de yanımda olsa benden iyisi yok" diye 2 saniye düşündüm ve sonra yanlış okuduğumu anladım..
ama hakaten böyle depresyondayken falan depresyon talebi yapsak keşke, çok iyi olurmuş..
hatta bir yerde de o gün depresyonda olanların listesi olsa ve o gün onlara kimse bulaşmasa falan..
amaaaan benimki de hayal işte?!?!
sabah yediğim sıcak-fırından yeni çıkmış boyoz bile keyfimi yerine getirmedi.. şimdi toblerone'la kesişiyoruz..
sanırım benden hoşlanıo, az önce de bacaklarıma bakaren yakaladım tobi'yi..
neyse ben hunimi takıp biraz dışarda dolaniyim..
kib, öpt, baaaayy
?!?!
15 Mayıs 2012 Salı
eskiden ne güzeldi..
eskiden ne güzel çıkma teklifi diye bir şey vardı..
herşey netti.. herkes yerini biliodu..
ama şimdilerde bir muammadır gidio..
çıkıyo muyuz, çıkmıyo muyuz, biz kimiz, o kim!!!!
kimle konuşsam etrafımda aynı sorun..
nolur bu çıkma teklifi geri gelsin allam ve tarihin bu belirsiz tozlu sayfaları kapansın..
tenks, amin..
herşey netti.. herkes yerini biliodu..
ama şimdilerde bir muammadır gidio..
çıkıyo muyuz, çıkmıyo muyuz, biz kimiz, o kim!!!!
kimle konuşsam etrafımda aynı sorun..
nolur bu çıkma teklifi geri gelsin allam ve tarihin bu belirsiz tozlu sayfaları kapansın..
tenks, amin..
aşırı fanatik erkekler..
stadyum dışında tuttuğu takımın forması, havlusu, anahtarlığı, şapkası, herhangi bir aksesuarı taşıyan erkekleri çok itici buluyorum..
herşeyin bir yeri var..
eğer stadyumda ya da evde ya da restoranda ya da şampiyonluk kutlaması gibi futbolla ilişkili bir oluşumda değilseniz o formanın asla yeri yok beyler!!
hele ki plaja takımının havlusuyla gelen erkekler.. öğğkk!!
baya kötü..
buradaki amacım sizi futboldan soğutmak asla değil..
aksine futbol seven erkekleri pek severim, hatta halı saha grubu da varsa en makbulu..
zira ilkokul dönemim boyunca coğrafya atlasımın arka kapağında beşiktaş'ın teknik ve yedek olmak üzere tüm kadrosu yazılı biri olarak futboldan soğumanızı hiç istemem..
ama önemli olan ölçülü olmak tabi.. herşeyin yerini, zamanını doğru kestirebilmek vs..
nasıl ki sivil hayatınızda krampon giymiosanız, forma da giymeyin.. o mantık..
umarım bu örnekler sizde bazı ışıklar yakmıştır..
yaza henüz girdiğimiz şu ılıman günlerde birkaç erkek arkadaşımızı kurtarabilirsek ne mutlu bize..
bu hataya düşmeyelim, düşenleri uyaralım..
allahtan nişantaşı'nda yaşıyorum, heryer zengin ve asil kaynıyor da bu sefil görüntüye çok maruz kalmıyorum..
belki etrafımda polo forması giyen erkekler olabilir, ama ben de onları ralph lauren sanıyorum zaten..
çok tatlılar..
herşeyin bir yeri var..
eğer stadyumda ya da evde ya da restoranda ya da şampiyonluk kutlaması gibi futbolla ilişkili bir oluşumda değilseniz o formanın asla yeri yok beyler!!
hele ki plaja takımının havlusuyla gelen erkekler.. öğğkk!!
baya kötü..
buradaki amacım sizi futboldan soğutmak asla değil..
aksine futbol seven erkekleri pek severim, hatta halı saha grubu da varsa en makbulu..
zira ilkokul dönemim boyunca coğrafya atlasımın arka kapağında beşiktaş'ın teknik ve yedek olmak üzere tüm kadrosu yazılı biri olarak futboldan soğumanızı hiç istemem..
ama önemli olan ölçülü olmak tabi.. herşeyin yerini, zamanını doğru kestirebilmek vs..
nasıl ki sivil hayatınızda krampon giymiosanız, forma da giymeyin.. o mantık..
umarım bu örnekler sizde bazı ışıklar yakmıştır..
yaza henüz girdiğimiz şu ılıman günlerde birkaç erkek arkadaşımızı kurtarabilirsek ne mutlu bize..
bu hataya düşmeyelim, düşenleri uyaralım..
allahtan nişantaşı'nda yaşıyorum, heryer zengin ve asil kaynıyor da bu sefil görüntüye çok maruz kalmıyorum..
belki etrafımda polo forması giyen erkekler olabilir, ama ben de onları ralph lauren sanıyorum zaten..
çok tatlılar..
30 Nisan 2012 Pazartesi
değişikliklerden hiç hoşlanmam..
ben alıştığım düzenlerin değişmesinden pek hoşlanmam..
sürekli facebook'un, twitter'ın değişmesine zaten çok sinir olurken blogspot'un yenilenmesine de çok kızdım..
aradığımı bulamıyorum, alışamıyorum..
bu güncellemeleri yapanlar "aman işleri ne araştırıp öğrensinler" diye düşünüyorsa hemen cevap veriyim; evet işimiz gücümüz var, günde bir şeyler yazmak-okumak için ayırdığım yarım saati de ne-neredeymiş diye harcamak istemiyorum!!!!
keşke o hemen adapte olan bukalemun insanlardan olsaydım ama değilim..
alıştığım şeyler hep aynı kalsın istiyorum..
tatil dönüşlerinde de böyle olurum ben..
gittiğim yeri çok sevmişsem ve alışmışsam dönüşte hemen gözlerim dolar, boğazım düğümlenir, sanırsın ki yıllarımı harcadım orada, anılarım-yaşanmışlıklarım var falan.. alakası yok..
hatta "hadi şimdi 10 dk önce çıktığın otelin yolunu bul" deseler bulamam ama olsun alışıyorum canım napiim aaaa gelmeyin üstüme?!?
öyle yani..
bu format da bi daha değişmezse çok sevinirim..
zira pek de "user friendly" değil..
ayrıca bu lafı birebir karşılayan bir türkçe söylem de olsa keşke, ne güzel onu kullanırdım..
sürekli facebook'un, twitter'ın değişmesine zaten çok sinir olurken blogspot'un yenilenmesine de çok kızdım..
aradığımı bulamıyorum, alışamıyorum..
bu güncellemeleri yapanlar "aman işleri ne araştırıp öğrensinler" diye düşünüyorsa hemen cevap veriyim; evet işimiz gücümüz var, günde bir şeyler yazmak-okumak için ayırdığım yarım saati de ne-neredeymiş diye harcamak istemiyorum!!!!
keşke o hemen adapte olan bukalemun insanlardan olsaydım ama değilim..
alıştığım şeyler hep aynı kalsın istiyorum..
tatil dönüşlerinde de böyle olurum ben..
gittiğim yeri çok sevmişsem ve alışmışsam dönüşte hemen gözlerim dolar, boğazım düğümlenir, sanırsın ki yıllarımı harcadım orada, anılarım-yaşanmışlıklarım var falan.. alakası yok..
hatta "hadi şimdi 10 dk önce çıktığın otelin yolunu bul" deseler bulamam ama olsun alışıyorum canım napiim aaaa gelmeyin üstüme?!?
öyle yani..
bu format da bi daha değişmezse çok sevinirim..
zira pek de "user friendly" değil..
ayrıca bu lafı birebir karşılayan bir türkçe söylem de olsa keşke, ne güzel onu kullanırdım..
derbi lanetim sürüyordu..
her zamanki gibi uğur-şans paritem yerlerde olduğundan geç başlayan süper final maceram ilk maçtan bitti.. ama aynı maça 2 kere gittiğimden belki de 2. defada bitti de diyebilirim..
süper final'in ilk maçı..
beşiktaş-galatasaray..
en sevdiğim kombinasyon..
hayatımda ilk defa Kazan'a gittim ve bir baktım kapıdaki görevli tanıdık :)
orada babamı görmüş gibi oldum..
kapılarda karşılanmalar, en iyi masalara oturtulmalar falan her şey rüya gibi..
motivasyon zirvede, kombinem zamanında gelmiş, herşey neredeyse mükemmel..
ve sahne 2:
ben inönü'nün bahçesinde gözyaşları içinde boy veriyorum!!
sonuç:
maç ertelendi..
ama bu arada ben dizime kadar sularda koştum mu, koştum!!
bu arada da önemli bir bilgi aldım, top sudan dolayı sahada zıplamazsa maç iptal ediliyormuş.. garip..
aradan 2 gün geçti.. bu arada ancak kuruduk falan derken hop pazartesi yine aynı motivasyonlayız..
ama bu sefer hava nefis..
biz de bunu fırsat bilip, işten de azıcık erken çıkıp formalarımızla Çarşı'ya yürüdük.. oralarda biraz takılıp bando-mızıka ve bilimum şakalar, komiklikler eşliğinde stada yürüdük..
maçta yediğimiz 2 golün de etkisiyle olacak ki nasıl mutsuzum, nasıl nemrutum; insanın çocuğu olsam sevilcek durumda diilim..
benim de bu mutsuzluğumu staddaki 30 bin kişi hissetmiş olsa gerek ki hepsi aynı takımı tutmasına rağmen birbirine girdi.. yumruklar ve sandalyeler havalarda uçuşuyo..
ambulans birini getirio, birini götürüyo..
fight club..
ben bir şeyi anlamıyorum: bu stad sandalyeleri hemen sökülebilen bişey mi?? ben bi tanesine baya asıldım asıldım mümkün diil gelmedi, gelmeyi bırak, kımıldamadı bile..
acaba türk filmlerindeki gibi, maçlarda action olsun diye bazı sandalyeleri yere vidalamıyorlar da, sahaya atılsın diye bırakılıyorlar mı??
federasyondan bu konuda bir cevap bekliyorum.. teşekkürler..
ama uzun lafın kısası şunu anladım ki; derbi lanetim sürüyor..
bu sene inönü'de gittiğim hiç bir derbiyi kazanamadık..
hadi onu geçtim, başka takımın kendi sahasında herhangi bir maçına gittiğimde de ev sahibi yine kazanmıyor (bkz.gs-antalya maçında gs'nin kazanamaması)
üstümde bir lanet var ama anlamadım..
egzorsizm hali mi acaba?? bi şeytan çıkartsam belki olur..
kkkkkııhhhkkkk..
tüm futbol terörüne rağmen erkeklerin maç öncesi ritüeline yine hayran kaldım..
kızlar olarak bizim niye böyle ritüellerimiz yok??
gerçi bazı aksiyon planları üzerinde çalışıyorum.. ama henüz bizi dünyadan o kadar koparıcak, dikkatimizi kitleyecek bir şeyler bulamıyorum..
hermes birkin ne güzel derken, hoopp aklına sevgilisi gelio, sonra tam sevgilisini düşünürken saçlarımı acaba
kestirsem mi gelio, sonra 19 Mayıs'ta bikini giyicem-acaba diyet mi yapsamlar geliyor falan zor yani saatlerce kadınların dikkatini bir yerde tutmak..
focus max 15 saniye..
uzun lafın kısası geç başlayan süper final maceram erken bitti canlarım..
kendime yepyeni bir spor heyecanı bulsam iyi olcak..
bu hafta basketbol playoff'ları başlıyor, ona mı sarsam acaba? nispeten daha medeni bir ortamda geçiyor sonuçta..
ya da polo belki.. hem daha klas, hem daha sofistike.. hmmmm?!?!
sizi konuyla ilgili güncellicem..
iyi haftalar,
yarın tatil olmasa bu kadar da tatlı olmazdım söyliyim..
MyMüjjjj
süper final'in ilk maçı..
beşiktaş-galatasaray..
en sevdiğim kombinasyon..
hayatımda ilk defa Kazan'a gittim ve bir baktım kapıdaki görevli tanıdık :)
orada babamı görmüş gibi oldum..
kapılarda karşılanmalar, en iyi masalara oturtulmalar falan her şey rüya gibi..
motivasyon zirvede, kombinem zamanında gelmiş, herşey neredeyse mükemmel..
ve sahne 2:
ben inönü'nün bahçesinde gözyaşları içinde boy veriyorum!!
sonuç:
maç ertelendi..
ama bu arada ben dizime kadar sularda koştum mu, koştum!!
bu arada da önemli bir bilgi aldım, top sudan dolayı sahada zıplamazsa maç iptal ediliyormuş.. garip..
aradan 2 gün geçti.. bu arada ancak kuruduk falan derken hop pazartesi yine aynı motivasyonlayız..
ama bu sefer hava nefis..
biz de bunu fırsat bilip, işten de azıcık erken çıkıp formalarımızla Çarşı'ya yürüdük.. oralarda biraz takılıp bando-mızıka ve bilimum şakalar, komiklikler eşliğinde stada yürüdük..
maçta yediğimiz 2 golün de etkisiyle olacak ki nasıl mutsuzum, nasıl nemrutum; insanın çocuğu olsam sevilcek durumda diilim..
benim de bu mutsuzluğumu staddaki 30 bin kişi hissetmiş olsa gerek ki hepsi aynı takımı tutmasına rağmen birbirine girdi.. yumruklar ve sandalyeler havalarda uçuşuyo..
ambulans birini getirio, birini götürüyo..
fight club..
ben bir şeyi anlamıyorum: bu stad sandalyeleri hemen sökülebilen bişey mi?? ben bi tanesine baya asıldım asıldım mümkün diil gelmedi, gelmeyi bırak, kımıldamadı bile..
acaba türk filmlerindeki gibi, maçlarda action olsun diye bazı sandalyeleri yere vidalamıyorlar da, sahaya atılsın diye bırakılıyorlar mı??
federasyondan bu konuda bir cevap bekliyorum.. teşekkürler..
ama uzun lafın kısası şunu anladım ki; derbi lanetim sürüyor..
bu sene inönü'de gittiğim hiç bir derbiyi kazanamadık..
hadi onu geçtim, başka takımın kendi sahasında herhangi bir maçına gittiğimde de ev sahibi yine kazanmıyor (bkz.gs-antalya maçında gs'nin kazanamaması)
üstümde bir lanet var ama anlamadım..
egzorsizm hali mi acaba?? bi şeytan çıkartsam belki olur..
kkkkkııhhhkkkk..
tüm futbol terörüne rağmen erkeklerin maç öncesi ritüeline yine hayran kaldım..
kızlar olarak bizim niye böyle ritüellerimiz yok??
gerçi bazı aksiyon planları üzerinde çalışıyorum.. ama henüz bizi dünyadan o kadar koparıcak, dikkatimizi kitleyecek bir şeyler bulamıyorum..
hermes birkin ne güzel derken, hoopp aklına sevgilisi gelio, sonra tam sevgilisini düşünürken saçlarımı acaba
kestirsem mi gelio, sonra 19 Mayıs'ta bikini giyicem-acaba diyet mi yapsamlar geliyor falan zor yani saatlerce kadınların dikkatini bir yerde tutmak..
focus max 15 saniye..
uzun lafın kısası geç başlayan süper final maceram erken bitti canlarım..
kendime yepyeni bir spor heyecanı bulsam iyi olcak..
bu hafta basketbol playoff'ları başlıyor, ona mı sarsam acaba? nispeten daha medeni bir ortamda geçiyor sonuçta..
ya da polo belki.. hem daha klas, hem daha sofistike.. hmmmm?!?!
sizi konuyla ilgili güncellicem..
iyi haftalar,
yarın tatil olmasa bu kadar da tatlı olmazdım söyliyim..
MyMüjjjj
25 Nisan 2012 Çarşamba
12 Nisan 2012 Perşembe
balayında vatos okşamak!!
ya kimse kızmasın ama ben bu balayında tropik adalara gidip vatos okşamayı, vatosa binmeyi falan hiç anlamıyorum ve de acaip klişe buluyorum..
facebook'ta vatosla kimin resmini görsem, aha evlenmiş demek diyorum ve profiline bakmaya gerek bile duymuyorum..
bugün kızlarla öğlen yemeğinde bu demecimi dillendirdiğimde de oldukça sert tepkiler aldım: "adada başbaşa olmak ne güzel yaa" falan gibi..
ama bence de başbaşa adada olmak 2.günden sonra delirtir beni..
sinirden pati atmaya, saçını çekmeye hatta vatosları alttan alttan tekmelemeye, cimcirmeye falan başlayabilirim..
benim için fazla dingin bir balayı planı bu..
hayır evlenicem de onun için aklıma gelmişken yaziyim dedim?!?!
uykusuzluğun başa vurduğu o tatlı an işte ://
MyMüjjjj
facebook'ta vatosla kimin resmini görsem, aha evlenmiş demek diyorum ve profiline bakmaya gerek bile duymuyorum..
bugün kızlarla öğlen yemeğinde bu demecimi dillendirdiğimde de oldukça sert tepkiler aldım: "adada başbaşa olmak ne güzel yaa" falan gibi..
ama bence de başbaşa adada olmak 2.günden sonra delirtir beni..
sinirden pati atmaya, saçını çekmeye hatta vatosları alttan alttan tekmelemeye, cimcirmeye falan başlayabilirim..
benim için fazla dingin bir balayı planı bu..
hayır evlenicem de onun için aklıma gelmişken yaziyim dedim?!?!
uykusuzluğun başa vurduğu o tatlı an işte ://
MyMüjjjj
11 Nisan 2012 Çarşamba
süper final
sevgili sporseverler, sonunda türk futbolu istediğim düzeye ulaştı..
beni biliyorsunuz, hayatım şaaşaa, heyecan, görkem ve kendinden konfetili her zaman..
asla azla yetinmem, hep sınırda olurum..
futbolda da bu görüşüm baki..
futbol geçmişimi biraz takip ettiyseniz sadece derbilere gittiğimi hatırlarsınız, sadece bir kere gs-antalya maçına gittim, onda da loca diye gittim ama yine de çok sıkıldım, ööğğkk..
bence sadece 4 büyükler olmalı, bunlar ayrı bir ligde yıl boyunca aralarında oynamalı ve böylece derbi heyecanını yıl boyunca yaşamalıyız..
veeee imdadıma süper final yetişti.. oh bee!!
paso derbi paso derbi..
örümcek adamlar, buzlaş adamlar oohh..
hemen 3 tane beşiktaş maçına kombinemi aldım..
ilk etabım 14 Nisan Cumartesi bjk-gs maçı..
beni tribünde formam, atkım ve bench'imle birlikte görebilirsiniz..
full aksesuar gidicem..
maçların perde arkası bilinmeyen yönlerini süper final boyunca paylaşmaya devam edicem..
keep watching.. walking de olabilir..
MyMüjjjj
beni biliyorsunuz, hayatım şaaşaa, heyecan, görkem ve kendinden konfetili her zaman..
asla azla yetinmem, hep sınırda olurum..
futbolda da bu görüşüm baki..
futbol geçmişimi biraz takip ettiyseniz sadece derbilere gittiğimi hatırlarsınız, sadece bir kere gs-antalya maçına gittim, onda da loca diye gittim ama yine de çok sıkıldım, ööğğkk..
bence sadece 4 büyükler olmalı, bunlar ayrı bir ligde yıl boyunca aralarında oynamalı ve böylece derbi heyecanını yıl boyunca yaşamalıyız..
veeee imdadıma süper final yetişti.. oh bee!!
paso derbi paso derbi..
örümcek adamlar, buzlaş adamlar oohh..
hemen 3 tane beşiktaş maçına kombinemi aldım..
ilk etabım 14 Nisan Cumartesi bjk-gs maçı..
beni tribünde formam, atkım ve bench'imle birlikte görebilirsiniz..
full aksesuar gidicem..
maçların perde arkası bilinmeyen yönlerini süper final boyunca paylaşmaya devam edicem..
keep watching.. walking de olabilir..
MyMüjjjj
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
