dayatmaları, sınırlamaları sevmediğimi biliosunuz!!
işte yaz geldi ve bir sınırlama daha!!
ortalıkta şahane oteller, havuz kenarı fotoğraflar, cibinlik görselleri kol gezio..
ben de tam aşağıdaki fotoğraflar arasında bir o yana, bir bu yana savrulurken farkettim ki bu otele sevgilim olmadan gitmem neredeyse imkansız..
kızkıza gitsek otele girmiyoruz, yazık ziyan olucak..
(kusura bakmayın kızlar ama bu ortamı sizinle paylaşmak isteyip istemediğimden emin diilim)
http://www.katikies.com/photo-gallery.php
ee peki ben sevgilim olmadan romantik tatil yapamicak mıyım??
cibinlikle uyuyamicak mıyım??
bu en doğal dişilik hakkımdan feragat mı edeceğim??
YOK CANIIIIIM???? ;)
bunun için de düşündüm ki bi jigo tutiyim ve onunla gidiyim romantik tatile??
parasıyla diil mi arkadaşım??
sonuçta para yoksa romantik otel de yok, aynı mantıkla baktığımda para yoksa sevgili de yok diye düşünebiliriz bence ve birer tane en yakışıklısından jigo tutabiliriz kızlar..
oohh istediğimiz zaman romantik tatil, istediğimiz zaman kızkıza tatil yaparız..
avrupa kupası yok, stresi yok, tribi yok..
herşey fee'ye bağlı..
100 lira fazla ver maç izlemesin, 20 lira fazla ver çiçek getirsin oooohh!!
ben bunu niye daha önce düşünemedim ki?!?!
21 Haziran 2012 Perşembe
12 Haziran 2012 Salı
camı kapar mısınız klima açık?!?!
yazın gelmesine deli gibi sevinen biri olarak bu yaz mevsiminde muzdarip olduğum tek bir konu var: araç sahiplerinin klima hassasiyetleri!!
yazın dışarısı sıcak da olsa çözümü var bence, daha hızlı yürürsen yüzüne çarpan bir serinlik vs yaratabilirsin..
ama arabadaysan durum gerçekten çok çaresiz, zaten hava sıcak bi de oturduğun koltuğun sıcaklığı falan sauna gibi oluyo..
eğer arka koltukta oturuyorsanız da bunun için en güzel çözüm camı açmak, deli gibi, sonuna kadar, hunharca, umarsızca açmak!!
ve o anda da sürücünün cam sensörü devreye giriyor ve beklenen replik geliyor "klima açık, camı kapar mısınız"
ay nerden anladın o sıcakta camı açtığımı?? pronet mi taktırdın camlara yaa??
ayrıca da klima açık da bana mı açık!! kendin önde püfür püfür gidiosun ama bana hiiiiiçççç gelmioooo!! anlio musun gelmio??
ve sen önde klima açık diye egolarını tatmin edicen diye de arkada sıcaktan buruşmaya niyetim yok!!
sıcaktan kendimi tırmıklıyorum arka koltukta farkında mısın huhuuuuu????
ve yani cam açmaya olan bu düşmanlığınız niye??
açtığım camları yiyorum sonra falan mı saniosunuz??
en en fazla belki azıcık daha benzin harcıyosunuz ama yaz da zaten 2 ay, o 2 ayda da azcık fazla benzin harcayıverin ne var..
taxide çözümü buldum "anlıyorum size klima geliyor ama bana hiç gelmiyor, ben 2 lira fazla vermeye razıyım, onun için de ölmemem için camı açmak zorundayım kusura bakmayın" diyorum ve açıyorum #yaşasınkapitalizm
sevgili araç sahibi arkadaşlarım, lütfen o zaman ya ben her zaman öne biniyim ya da bırakın arka koltukta hür irademle açtığım o camın tadını çıkarıyim..
eskiden raks pervane vardı, ne güzel bişeydi o aklıma geldi bak..
yazın dışarısı sıcak da olsa çözümü var bence, daha hızlı yürürsen yüzüne çarpan bir serinlik vs yaratabilirsin..
ama arabadaysan durum gerçekten çok çaresiz, zaten hava sıcak bi de oturduğun koltuğun sıcaklığı falan sauna gibi oluyo..
eğer arka koltukta oturuyorsanız da bunun için en güzel çözüm camı açmak, deli gibi, sonuna kadar, hunharca, umarsızca açmak!!
ve o anda da sürücünün cam sensörü devreye giriyor ve beklenen replik geliyor "klima açık, camı kapar mısınız"
ay nerden anladın o sıcakta camı açtığımı?? pronet mi taktırdın camlara yaa??
ayrıca da klima açık da bana mı açık!! kendin önde püfür püfür gidiosun ama bana hiiiiiçççç gelmioooo!! anlio musun gelmio??
ve sen önde klima açık diye egolarını tatmin edicen diye de arkada sıcaktan buruşmaya niyetim yok!!
sıcaktan kendimi tırmıklıyorum arka koltukta farkında mısın huhuuuuu????
ve yani cam açmaya olan bu düşmanlığınız niye??
açtığım camları yiyorum sonra falan mı saniosunuz??
en en fazla belki azıcık daha benzin harcıyosunuz ama yaz da zaten 2 ay, o 2 ayda da azcık fazla benzin harcayıverin ne var..
taxide çözümü buldum "anlıyorum size klima geliyor ama bana hiç gelmiyor, ben 2 lira fazla vermeye razıyım, onun için de ölmemem için camı açmak zorundayım kusura bakmayın" diyorum ve açıyorum #yaşasınkapitalizm
sevgili araç sahibi arkadaşlarım, lütfen o zaman ya ben her zaman öne biniyim ya da bırakın arka koltukta hür irademle açtığım o camın tadını çıkarıyim..
eskiden raks pervane vardı, ne güzel bişeydi o aklıma geldi bak..
en iyi düğün, arkadaşının düğünü!!
hayatta aslında hiç alakam olmayan, yanından bile geçmediğim konularda saçma sapan korkularım var ve sanki her an olabilirmiş gibi rüyalarıma girio, uykularımı kaçırıp, tansiyonumu çıkario..
mesela saray merdivenlerinden aşağı doğru yürürken bir anda patır patır yuvarlanmak gibi..
?!?!
büyük ihtimal şu ana kadar olduğu gibi hayatımın kalanında da uzun saray merdivenlerinden inmem gerekmicek, ama korku işte, önleyemiyorum..
bir diğer korkum ise düğün fobisi..
yani kendi düğünümün fobisi..
yoksa arkadaşlarımın düğününde deli gibi eğleniyorum, çıldırıyorum, leydi çizgimden çıkıyorum, her gittiğim düğünde de düğün videolarında gelin ve damattan çok yer alıyorum..
ama aklıma "allahım ya benim de düğünüm olursa" sorusu geldikçe ooooooooofffffffffffffffff
sağolsun bu yaz bütün arkadaşlarım teker teker evlendikleri için bu korkum da kontrol edilemez bi hal aldı!!
BEN DÜĞÜNÜM OLSUN İSTEMİYORUM, RÜYALARIMA GİRİO!!
rüyalarımda kendimi böyle kalabalık düğünlerde gelinlikle gördükçe üstümde filler dansedio gibi bir ağırlık gelip oturuyo, sonra sabaha kadar işin yoksa otur!!
evliliğe asla karşı değilim, şart olmamakla birlikte olması da muhtemel olarak bakıyorum hatta eğlenceli bir şey bile olabileceğini düşünüyorum..
burada önemli olan aşağıdaki hatalara düşmemek:
http://mymujjjj.blogspot.com/2011/12/yeni-evli-kliseleri.html
aklıma geldikçe öss'ye yeniden giricekmişim gibi kan basıncım artıo, başım dönüo..
anneme bu konuyu ufaktan çıtlattım, yarın öbür gün anne ben evleniyorum falan dersem düğüne bağlamasın diye, ikna oldu gibi..
ama umarım o gün gelip çatarsa (ki şimdilik zor gibi) hafızayı resetleyip fabrika ayarlarına dönmez..
annecim, okumaman gereken saçma sapan bütün yazılarımı ezbere biliosun, umarım bunu da okursun:
ben düğün tipi bir model diilim hiç, mesela bazı kızlar var hakaten düğünde çok şık duruyor, ama ben o diilim hiç, sen de bi hayal etsen anlican zaten-hatta hayal bile edemiceksin, böyle bi eğreti olucak ikna olucaksın dene bak..
içime darallar gelio düşündükçe..
bu konuda siz de benimle aynı fikirde olursanız çok sevinirim..
ama herkes evlensin ben gidiyim dansediyim falan ona tamamen okeyim, hatta beni piste yakın bir masada konumlandırırsanız da bu düğün projesini win-win tamamlayabiliriz..
yazdım sanki bi rahatladım gibi du bakiim?!?!
umarım bu itiraf neticesinde haftasonu yapacağım aile ziyareti bir aile faciasına dönüşmez, öptüm anne :)
mesela saray merdivenlerinden aşağı doğru yürürken bir anda patır patır yuvarlanmak gibi..
?!?!
büyük ihtimal şu ana kadar olduğu gibi hayatımın kalanında da uzun saray merdivenlerinden inmem gerekmicek, ama korku işte, önleyemiyorum..
bir diğer korkum ise düğün fobisi..
yani kendi düğünümün fobisi..
yoksa arkadaşlarımın düğününde deli gibi eğleniyorum, çıldırıyorum, leydi çizgimden çıkıyorum, her gittiğim düğünde de düğün videolarında gelin ve damattan çok yer alıyorum..
ama aklıma "allahım ya benim de düğünüm olursa" sorusu geldikçe ooooooooofffffffffffffffff
sağolsun bu yaz bütün arkadaşlarım teker teker evlendikleri için bu korkum da kontrol edilemez bi hal aldı!!
BEN DÜĞÜNÜM OLSUN İSTEMİYORUM, RÜYALARIMA GİRİO!!
rüyalarımda kendimi böyle kalabalık düğünlerde gelinlikle gördükçe üstümde filler dansedio gibi bir ağırlık gelip oturuyo, sonra sabaha kadar işin yoksa otur!!
evliliğe asla karşı değilim, şart olmamakla birlikte olması da muhtemel olarak bakıyorum hatta eğlenceli bir şey bile olabileceğini düşünüyorum..
burada önemli olan aşağıdaki hatalara düşmemek:
http://mymujjjj.blogspot.com/2011/12/yeni-evli-kliseleri.html
aklıma geldikçe öss'ye yeniden giricekmişim gibi kan basıncım artıo, başım dönüo..
anneme bu konuyu ufaktan çıtlattım, yarın öbür gün anne ben evleniyorum falan dersem düğüne bağlamasın diye, ikna oldu gibi..
ama umarım o gün gelip çatarsa (ki şimdilik zor gibi) hafızayı resetleyip fabrika ayarlarına dönmez..
annecim, okumaman gereken saçma sapan bütün yazılarımı ezbere biliosun, umarım bunu da okursun:
ben düğün tipi bir model diilim hiç, mesela bazı kızlar var hakaten düğünde çok şık duruyor, ama ben o diilim hiç, sen de bi hayal etsen anlican zaten-hatta hayal bile edemiceksin, böyle bi eğreti olucak ikna olucaksın dene bak..
içime darallar gelio düşündükçe..
bu konuda siz de benimle aynı fikirde olursanız çok sevinirim..
ama herkes evlensin ben gidiyim dansediyim falan ona tamamen okeyim, hatta beni piste yakın bir masada konumlandırırsanız da bu düğün projesini win-win tamamlayabiliriz..
yazdım sanki bi rahatladım gibi du bakiim?!?!
umarım bu itiraf neticesinde haftasonu yapacağım aile ziyareti bir aile faciasına dönüşmez, öptüm anne :)
11 Haziran 2012 Pazartesi
çok değil, azıcık empati!!
bugün öğlene kadar ne kadar mutluydum pazartesi olmasına rağmen..
ta ki insanoğlu beni yine delirtene kadar..
garson ya da bir şekilde bir mekanda, ofiste vs bize servis yapan insanları azarlayanlardan nefret ediyorum, gözlerine rotring kalemleri saplayıp saplayıp çıkarmak istiyorum..
biliyorum kibiriniz yüzünden empati asla sizin için, ama birazcık yapmaya çalışın nolur ya!!
kast sistemi jargonuyla konuşmam gerekirse size servis yapan ve muhtemelen sizden az da olsa daha alt kademede çalışan bir insanı azarlamak nasıl bir ego tatmini??
gerçekten bu sizi rahatlatio mu??
azıcık da olsa vicdanınız sızlamio mu??
size servis eden insan kaç saattir ayakta, sabahtan beri kaç kişiyle muhatap oldu ve bu sıcakta sersem olmuş olabilir mi acaba??
her türlü cinliğe işleyen o güzel kafalarımızı biraz da bu sorular için yorsak??
ve çözüm de o kadar basit ki; servisten mutlu değilsen nazikçe kalk git..
tam da "yoksa medenileşiyor muyuz" diye düşünürken, etrafımda yine bir anda böyle insanlar görünce çok üzülüyorum gerçekten..
hergün kendimi teyid ediyorum; ben hayvanları insanlardan çok daha fazla seviyorum..
ta ki insanoğlu beni yine delirtene kadar..
garson ya da bir şekilde bir mekanda, ofiste vs bize servis yapan insanları azarlayanlardan nefret ediyorum, gözlerine rotring kalemleri saplayıp saplayıp çıkarmak istiyorum..
biliyorum kibiriniz yüzünden empati asla sizin için, ama birazcık yapmaya çalışın nolur ya!!
kast sistemi jargonuyla konuşmam gerekirse size servis yapan ve muhtemelen sizden az da olsa daha alt kademede çalışan bir insanı azarlamak nasıl bir ego tatmini??
gerçekten bu sizi rahatlatio mu??
azıcık da olsa vicdanınız sızlamio mu??
size servis eden insan kaç saattir ayakta, sabahtan beri kaç kişiyle muhatap oldu ve bu sıcakta sersem olmuş olabilir mi acaba??
her türlü cinliğe işleyen o güzel kafalarımızı biraz da bu sorular için yorsak??
ve çözüm de o kadar basit ki; servisten mutlu değilsen nazikçe kalk git..
tam da "yoksa medenileşiyor muyuz" diye düşünürken, etrafımda yine bir anda böyle insanlar görünce çok üzülüyorum gerçekten..
hergün kendimi teyid ediyorum; ben hayvanları insanlardan çok daha fazla seviyorum..
6 Haziran 2012 Çarşamba
saçlar önemli
Her ne kadar eleştirsem de bazen ben de klişe kız olabiliyorum, olmiyim olmiyim diorum ama hormonal sanırım elden bir şey gelmiyor..
Annem son geldiğinde acı acı bakıp "senin saçların azalmış parlaklığı da gitmiş" demek suretiyle beni itin g.tüne sokup sokup çıkardı..
Ben de acı ve keder içinde napiyim diye düşünürken argan yağı diye bir şey keşfettim, 3 gündür kullanıyorum ve saçlarım süper yumuşadı ve parlamaya başladı, eğer sizin de böyle bir derdiniz varsa tavsiye ederim ladies..
Yaz geldi saçlar güneşte parlasın dimi ;)
3 Haziran 2012 Pazar
yaza girmeden bazı önemli bilgiler..
şaka yaptım, öyle sarsıcı falan diil..
tahmin ettiğim bazı bilgilerimi teyid ettim diyebilirim..
cosmopolitan'da her ay yazan "erkeklerle ilgili klişe bilgilerin" kız versiyonları bu ay yine var..
kadınlarla ilgili "gerçekleri" okudum okudum anlamadım?!?!
böyle yazarsannız adamlar "kadınları anlaşılmaz" demekte haklı tabi..
beyler,
bu sayıyı özellikle yaz modası ve Glenn O'Brien'ın yazısı için almanızı tavsiye ediyorum..
Modayla ilgili sevdiğim ipuçları var --> güzel ayakkabılar, güzel gözlükler
Bence bir erkeğin görünümü için en en en temel 2 şey --> ayakkabı ve gözlük
bu ikisi güzelse gerisi kötü de olsa çok dikkat çekmio..
yani beyler, siz sizin olun, bir gözlük bir de ayakkabıya parayı kıyın..
ciddiyim..
hatta bence bu kural kesinlikle kadınlar için de geçerli, ama kadınlarda extradan bir de çanta konusu var..
ayakkabıda toms vb espadrillerin hoşuma gittiğine karar verdim..
yazlık renk renk pantolonların ya da şortların altında gayet kabul edilebilir..
ama tabi normal hayatınızda ferman toprak dinleyip Reina'da sabahlıyorsanız, sizin tarzınız için özel olarak bir konuşalım derim, belki sizin için cevap Toms değildir, kimbilir..
bir de takım elbisenin paçalarını kısa tutup altına püsküllü loafer koymuş, o da süper olmuş..
biraz cesur tabi, kreatif direktör ya da mimar ya da mekan işletmecisi falan değilseniz bu kıyafeti resmi bir iş yemeğine giyemezsiniz, giyerseniz de sizi takmayabilirler..
ama yazlık bir yerde yakın bir arkadaşın düğününe giyilmesi halinde ekmeğini yersiniz söyliyim..
bunun dışında bu yaz beylerin gardrobunda olması gereken diğer maddemiz: vilebrequin mayo!!
biraz pahalı, indirime de girmio hain ama burada da ekmeğini yeme durumu söz konusu olabileceğinden hedefler doğrultusunda fayda-maliyet analizini yine size bırakıyorum..
şayet ki faydası maliyetinden az ise daha düz, klasik mayolara yönelebilirsiniz..
burada üzerinde durulması gereken önemli nokta: abercrombie'nin japon güllü modeli artık out üzeri out bir hal aldı; hani artık bu hataya da bu yaz düşmezsiniz diye düşünmekle birlikte uyarımı yapmadan edemiyorum..

dergide en sevdiğim diğer kısım ise yaz aylarında sevgilinize alabileceğiniz hediyeler kısmı..
bayıldım bayıldım..
kıza bi tane cutler&gross gözlük ya da tory burch clutch alsanız elinize mi yapışır??
fiyat anlamında arada bir uçurum yok, tercih sizin.. her ikisi de bir kızın kalbine doğrudan, hiç bir yere uğramadan gider söyliyim..
gözlüğü neredeyse nişantaşı'ndaki bütün gözlükçülerde, çantayı da beymen blender'da bulabilirsiniz..
artık ben de size daha napiyim.. bu yazıyla tüm erkek arkadaşlarıma birer sevgili bulma şansım olsaydı inanın yapardım beyler, ama ben de insanım takdir edersiniz ki..
ama yukarıdaki tavsiyeler ışığında bu yazı tek geçirmezsiniz size bunu garanti edebilirim..
sizin de benim için yapacağınız sürprizleri ivedilikle bekliyorum..
herkese iyi yazlar,
MyMüjjjj
29 Mayıs 2012 Salı
açılı poz
tamamen ön açıdan çekilmiş fotoğraflara hemen açılı poz veren kızlara bayılıyorum, o kadar tatlı-o kadar tatlılar ki insanın yanağından kesme alası gelio..
oradaki motivasyon nedir allaşkına bi söyleyin ya!! önden çirkinsiniz de ancak yandan mı gideriniz var, yoksa yandan sexy olduğunuzu mu düşünüyosunuz??
off baya antipatik oluyosunuz yaa..
hadi 90'larda falan yüksek belli kot etek gibi hepimizin utandığı ama yaptığımız şeyler arasında olabilir bu, ama 2012'de yaşı 30'a dayanmış kızlarda hiç hoş olmuyor söyliyim..
menopoza süper mini etekle giren kadınlar kadar gülünç hatta..
bu pozu tam anlamayanlar için eltim E.B. ile ufak bir demo hazırladık:
bkz. görsel #1
gördüğünüz gibi gayet primitif bir geometri bilgisiyle kameranın aslında tam karşıda olduğunu ve belden dönme yapılmaması halinde de gayet düz bir resim olması gerektiğini anlayabilirsiniz..
ama heyecan yumağı karakterlerimiz belden birbirlerine doğru 90'a yakın bir açıyla dönmek suretiyle tatlılıklarına tatlılık katıyorlar..
bunun bir ileri sayfası, aynı pozu peace işaretiyle vermektir ki bu da bir altın vuruş değerindedir, tadından yenmez..
canlarım benim..
çevrenizde bu hataya düşen tanıdıklarınız varsa, uyarınız, rencide ediniz..
gencin ve gençliğin dostu,
MyMüjjjj
oradaki motivasyon nedir allaşkına bi söyleyin ya!! önden çirkinsiniz de ancak yandan mı gideriniz var, yoksa yandan sexy olduğunuzu mu düşünüyosunuz??
off baya antipatik oluyosunuz yaa..
hadi 90'larda falan yüksek belli kot etek gibi hepimizin utandığı ama yaptığımız şeyler arasında olabilir bu, ama 2012'de yaşı 30'a dayanmış kızlarda hiç hoş olmuyor söyliyim..
menopoza süper mini etekle giren kadınlar kadar gülünç hatta..
bu pozu tam anlamayanlar için eltim E.B. ile ufak bir demo hazırladık:
bkz. görsel #1
gördüğünüz gibi gayet primitif bir geometri bilgisiyle kameranın aslında tam karşıda olduğunu ve belden dönme yapılmaması halinde de gayet düz bir resim olması gerektiğini anlayabilirsiniz..
ama heyecan yumağı karakterlerimiz belden birbirlerine doğru 90'a yakın bir açıyla dönmek suretiyle tatlılıklarına tatlılık katıyorlar..
bunun bir ileri sayfası, aynı pozu peace işaretiyle vermektir ki bu da bir altın vuruş değerindedir, tadından yenmez..
canlarım benim..
çevrenizde bu hataya düşen tanıdıklarınız varsa, uyarınız, rencide ediniz..
gencin ve gençliğin dostu,
MyMüjjjj
28 Mayıs 2012 Pazartesi
ine rileyşınşip
insanoğlunun aşıkken türlü türlü saçmalıklara adını altın harflerle yazdırabileceğini biliyorum..
ama bu "ine rileyşınşip" moduna geçişi en az foursquare kadar anlamıyorum!!
"heeyy bakın benim sevgilim var, ona göre efendi olun" mu demek??
"oha benim bile sevgilim var" mı demek??
"eski sevgilim ve onun paçoz arkadaşları görüyo musunuz sevgili yaptım, mutluluktan geberiyorum" mu demek??
yoksa gerçekten süper naif bir şekilde çiftlerin birbirlerine gösterdikleri basit bir bağlılık ifadesi mi??
şu an bu modda olan arkadaşlarımı asla eleştirmek için yazmıyorum, sadece çok samimi bir şekilde ruh halini anlamaya çalışıyorum..
zira eleştiriceksem lafımı esirgemeden çatır çatır itin götüne sokar sokar çıkarırım bilirsiniz..
fakat ben yıllar yılı olan sevgilimde bile bu moda geçmeyi hiç aklımdan geçirmedim, hatta bence o da geçirmedi ki bunu dillendirmedi..
ya da belki de aklımıza gelicek kadar ine rileyşın diildik kimbilir..
ama bu "ine rileyşınşip" moduna geçişi en az foursquare kadar anlamıyorum!!
"heeyy bakın benim sevgilim var, ona göre efendi olun" mu demek??
"oha benim bile sevgilim var" mı demek??
"eski sevgilim ve onun paçoz arkadaşları görüyo musunuz sevgili yaptım, mutluluktan geberiyorum" mu demek??
yoksa gerçekten süper naif bir şekilde çiftlerin birbirlerine gösterdikleri basit bir bağlılık ifadesi mi??
şu an bu modda olan arkadaşlarımı asla eleştirmek için yazmıyorum, sadece çok samimi bir şekilde ruh halini anlamaya çalışıyorum..
zira eleştiriceksem lafımı esirgemeden çatır çatır itin götüne sokar sokar çıkarırım bilirsiniz..
fakat ben yıllar yılı olan sevgilimde bile bu moda geçmeyi hiç aklımdan geçirmedim, hatta bence o da geçirmedi ki bunu dillendirmedi..
ya da belki de aklımıza gelicek kadar ine rileyşın diildik kimbilir..
ne diyim ki..
günlerdir, hatta haftalardır üzerimde bi bişi yazamama hali, söylicek bi lafım olmaması hali falan..
hayret bana..
normalde her zaman söylicek lafım, çemkirecek bir yerim varken haftalardır bu halim hoş diil söyliyim sinirleniyorum..
halbuse hayatım da boş diil, deli gibi geziyorum, bodrum senin-nişantaşı benim eve girmiyorum ama yazıcak bişi yok..
ha bi tek cuma akşam casita'daki manyak var..
onu anlatiyim bari:
eltim E.B. ile Cuma akşamı halkla kucaklaşmak için, biraz da Anadolu insanının samimiyetini hissetmek için Casita'ya gittik - mantı istersem Casita'ya giderim, öyle fakir gibi Emine Ana falan gibi yöresel yerlere asla gitmem, Anadolu insanı dediysem de o kadar diil.. benim için en doğu nokta Bodrum'da biter..
herneyse..
yemek bitti, ben makyajımı tazelemek için tuvalete gittim..
her mekanda olduğu gibi burada ortak kullanımda bir tane hilton lavabo, büyük bir ayna var ve bir de tuvalet kabini var..
tuvalete bi kadın girdi ve beni görünce şarkı söylemeye başladı..
önemli detay: içeri girdiğinde şarkı falan söylemiodu..
neyse ben de "karı manyak" diye düşündüm ama çok da üstünde durmadım..
-karı lafına kıl olanları da hiç anlamam, yeri geldiğinde çok komik bi laf bence-
ama asıl altın vuruş hemen arkasından geldi:
kadın kabinin kapısını açtı ve klozete (bebek sevme ses tonuyla) "AY SENİN TUVALET KAĞIDIN MI BİTTİ" dedi!!!!
ya ben deliriyorum, ya insanlık..
tam emin diilim..
allahım sen beni koru lütfen, teşekkürler, amin..
bi de bu sabah bizim kurumsal her türlü ihtiyacımızı (kalem dahil) girip onaylanmasını beklediğimiz sistemden "delegasyon talebiniz onaylandı" olarak gelen maili "depresyon talebiniz onaylandı" olarak okudum ve hiç şaşırmadım..
hatta "oley be, demek bugün gönlümce camdan dışarı bakabilirim, dalıp dalıp gidebilirim, oh bi de shumi'm de yanımda olsa benden iyisi yok" diye 2 saniye düşündüm ve sonra yanlış okuduğumu anladım..
ama hakaten böyle depresyondayken falan depresyon talebi yapsak keşke, çok iyi olurmuş..
hatta bir yerde de o gün depresyonda olanların listesi olsa ve o gün onlara kimse bulaşmasa falan..
amaaaan benimki de hayal işte?!?!
sabah yediğim sıcak-fırından yeni çıkmış boyoz bile keyfimi yerine getirmedi.. şimdi toblerone'la kesişiyoruz..
sanırım benden hoşlanıo, az önce de bacaklarıma bakaren yakaladım tobi'yi..
neyse ben hunimi takıp biraz dışarda dolaniyim..
kib, öpt, baaaayy
?!?!
hayret bana..
normalde her zaman söylicek lafım, çemkirecek bir yerim varken haftalardır bu halim hoş diil söyliyim sinirleniyorum..
halbuse hayatım da boş diil, deli gibi geziyorum, bodrum senin-nişantaşı benim eve girmiyorum ama yazıcak bişi yok..
ha bi tek cuma akşam casita'daki manyak var..
onu anlatiyim bari:
eltim E.B. ile Cuma akşamı halkla kucaklaşmak için, biraz da Anadolu insanının samimiyetini hissetmek için Casita'ya gittik - mantı istersem Casita'ya giderim, öyle fakir gibi Emine Ana falan gibi yöresel yerlere asla gitmem, Anadolu insanı dediysem de o kadar diil.. benim için en doğu nokta Bodrum'da biter..
herneyse..
yemek bitti, ben makyajımı tazelemek için tuvalete gittim..
her mekanda olduğu gibi burada ortak kullanımda bir tane hilton lavabo, büyük bir ayna var ve bir de tuvalet kabini var..
tuvalete bi kadın girdi ve beni görünce şarkı söylemeye başladı..
önemli detay: içeri girdiğinde şarkı falan söylemiodu..
neyse ben de "karı manyak" diye düşündüm ama çok da üstünde durmadım..
-karı lafına kıl olanları da hiç anlamam, yeri geldiğinde çok komik bi laf bence-
ama asıl altın vuruş hemen arkasından geldi:
kadın kabinin kapısını açtı ve klozete (bebek sevme ses tonuyla) "AY SENİN TUVALET KAĞIDIN MI BİTTİ" dedi!!!!
ya ben deliriyorum, ya insanlık..
tam emin diilim..
allahım sen beni koru lütfen, teşekkürler, amin..
bi de bu sabah bizim kurumsal her türlü ihtiyacımızı (kalem dahil) girip onaylanmasını beklediğimiz sistemden "delegasyon talebiniz onaylandı" olarak gelen maili "depresyon talebiniz onaylandı" olarak okudum ve hiç şaşırmadım..
hatta "oley be, demek bugün gönlümce camdan dışarı bakabilirim, dalıp dalıp gidebilirim, oh bi de shumi'm de yanımda olsa benden iyisi yok" diye 2 saniye düşündüm ve sonra yanlış okuduğumu anladım..
ama hakaten böyle depresyondayken falan depresyon talebi yapsak keşke, çok iyi olurmuş..
hatta bir yerde de o gün depresyonda olanların listesi olsa ve o gün onlara kimse bulaşmasa falan..
amaaaan benimki de hayal işte?!?!
sabah yediğim sıcak-fırından yeni çıkmış boyoz bile keyfimi yerine getirmedi.. şimdi toblerone'la kesişiyoruz..
sanırım benden hoşlanıo, az önce de bacaklarıma bakaren yakaladım tobi'yi..
neyse ben hunimi takıp biraz dışarda dolaniyim..
kib, öpt, baaaayy
?!?!
15 Mayıs 2012 Salı
eskiden ne güzeldi..
eskiden ne güzel çıkma teklifi diye bir şey vardı..
herşey netti.. herkes yerini biliodu..
ama şimdilerde bir muammadır gidio..
çıkıyo muyuz, çıkmıyo muyuz, biz kimiz, o kim!!!!
kimle konuşsam etrafımda aynı sorun..
nolur bu çıkma teklifi geri gelsin allam ve tarihin bu belirsiz tozlu sayfaları kapansın..
tenks, amin..
herşey netti.. herkes yerini biliodu..
ama şimdilerde bir muammadır gidio..
çıkıyo muyuz, çıkmıyo muyuz, biz kimiz, o kim!!!!
kimle konuşsam etrafımda aynı sorun..
nolur bu çıkma teklifi geri gelsin allam ve tarihin bu belirsiz tozlu sayfaları kapansın..
tenks, amin..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

